II.Dünya Savaşı ve Ortadoğu

II. Dünya Savaşı, Ortadoğu'da İngiliz ve Fransız manda sistemini kökünden sarstı ve bölgedeki milliyetçi hareketlerin ana sömürgeci güçlere karşı Almanya'yı bir dengeleyici olarak görmesine neden oldu. Savaş, bölgeye doğrudan askeri tehditler ve iç siyasi karışıklıklar getirdi.


  I. Almanların Mısır Üzerindeki Tehdidi (Kuzey Afrika Cephesi)

Almanların Mısır'a yönelik askeri tehdidi, tüm Ortadoğu'daki İngiliz kontrolü için hayati bir tehlike oluşturdu.

1. Hedef: Süveyş Kanalı ve Petrol

Alman Field Mareşal Erwin Rommel komutasındaki Afrika Kolordusu (Afrika Korps), 1941-1942 yıllarında Kuzey Afrika'da hızla ilerledi. Nihai stratejik hedefleri şunlardı:

  • Süveyş Kanalı'nı ele geçirmek: Bu, İngiltere'nin Hindistan ve Asya ile olan en kısa deniz bağlantısını kesecek ve Akdeniz ile Kızıldeniz'deki hakimiyetini sonlandıracaktı.
  • Ortadoğu Petrol Kaynaklarına Ulaşmak: Rommel'in Mısır'a girmesi, Irak ve İran'daki zengin petrol yataklarının Alman kontrolüne girmesi tehdidini yaratacaktı.

2. Dönüm Noktası: El Alameyn

Rommel'in ilerlemesi 1942 yılında Mısır'daki El Alameyn yakınlarında doruk noktasına ulaştı.

  • İngiliz General Bernard Montgomery komutasındaki Müttefik kuvvetler, El Alameyn'de Almanları durdurmayı başardı. İkinci El Alameyn Muharebesi (Ekim-Kasım 1942), Müttefiklerin kesin zaferiyle sonuçlandı.
  • Bu zafer, Alman tehdidini Ortadoğu'dan kesin olarak uzaklaştırdı ve İngilizlerin petrol ve Süveyş üzerindeki kontrolünü güvence altına aldı.

  II. Irak'taki Alman Faaliyetleri ve İngiliz-Irak Savaşı

Almanya, Mısır'a doğrudan ulaşamasa da, Irak'taki İngiliz karşıtı milliyetçiliği destekleyerek bölgede ikincil bir cephe açmaya çalıştı.

1. Reşit Ali Geylani Darbesi

Nisan 1941'de, Irak Başbakanı Reşit Ali Geylani, İngiliz yanlısı naipliği deviren ve ülkenin İngiltere ile olan askeri antlaşma yükümlülüklerini reddeden bir darbe gerçekleştirdi.

  • Geylani hükümeti, Nazi Almanyası ve Faşist İtalya ile temasa geçti.
  • Almanya, Bağdat'taki isyancıları desteklemek için kısıtlı sayıda uçak ve malzeme gönderdi.

2. İngiliz-Irak Savaşı

İngiltere, bu tehdidi hızlıca ve sertçe bastırdı.

  • Mayıs 1941'de İngiliz kuvvetleri (özellikle Hindistan'dan takviyelerle) Irak'a girdi. Birkaç hafta süren çatışmalar sonunda İngiliz-Irak Savaşı sona erdi, Geylani kaçtı ve İngiliz yanlısı rejim yeniden kuruldu.
  • Bu olay, İngiltere'nin savaş sırasında Ortadoğu'daki otoritesini ne pahasına olursa olsun korumaya kararlı olduğunu gösterdi ve diğer Arap milliyetçilerini uyardı.

  III. Arapların Almanya'ya Yanaşması (Düşmanımın Düşmanı)

Çeşitli Arap milliyetçi ve siyasi figürler, ideolojik yakınlıktan ziyade anti-kolonyalizm saikiyle Almanya'yı destekledi.

1. Motivasyon

Arapların Almanya'ya yakınlaşmasının temel motivasyonu, Almanya'nın Büyük Britanya ve Fransa'nın baş düşmanı olmasıydı. Arap liderler, Almanya'nın zaferinin, kendilerini İngiliz ve Fransız mandalarından kurtarmanın en hızlı yolu olacağına inanıyordu.

2. Önde Gelen Figürler

  • Hacı Emin el-Hüseyni (Kudüs Müftüsü): Filistin'deki önde gelen Arap lideriydi. İngilizleri ve Filistin'deki Siyonist hareketi durdurmak amacıyla Almanya'ya kaçtı. Berlin'de Nazi propagandasına aktif olarak katıldı, Almanlara Arap birliği kurma sözü verdi ve Arap dünyasına yönelik radyo yayınları yaptı.
  • Reşit Ali Geylani: Irak'taki darbesi, doğrudan Almanya'dan destek alma çabasına dayanıyordu.

3. Askeri Katılımın Sınırlı Kalması

Bu destek çoğunlukla siyasi ve propaganda düzeyinde kaldı. Arap coğrafyasında kitlesel bir ayaklanma yaşanmadı ve Arap askerlerinin büyük bir kısmı İngiliz ve Fransız ordularına hizmet etmeye devam etti veya savaşta tarafsız kaldı.

Sonuç olarak, II. Dünya Savaşı, mevcut sömürge düzenini yerinden oynatamadı, ancak Batı karşıtı milliyetçiliği güçlendirdi ve savaş sonrası dönemde Arap-İsrail çatışması, bağımsızlık mücadeleleri ve petrol politikalarının temelini oluşturan yeni gerilim noktalarını belirginleştirdi.

II. Dünya Savaşı sırasında Müttefikler'in Ortadoğu'daki stratejisi, bölgenin enerji kaynaklarını (petrolü) ve hayati deniz yollarını (Süveyş Kanalı) korumaya odaklanmış, aynı zamanda Alman tehdidinin bölgeye yayılmasını engellemeyi amaçlamıştır. Bu strateji, sadece askeri işgalleri değil, aynı zamanda siyasi müdahaleleri de içeriyordu.

  Müttefiklerin Ortadoğu Stratejisi

Müttefik stratejisi, üç temel unsur etrafında şekillenmiştir:

  1. Hayatî Petrol Arzının Güvenliği: Ortadoğu (özellikle Irak ve İran) petrollerinin, Müttefik savaş çabası için temel yakıt kaynağı olması nedeniyle, bu kaynakların Alman kontrolüne geçmesini engellemek birincil öncelikti.
  2. Lojistik ve İkmal Güzergahları: Süveyş Kanalı ve Hint Okyanusu bağlantısının kesintisiz çalışması gerekiyordu. Bu hat, Kuzey Afrika ve Asya'daki İngiliz kuvvetlerinin ikmali için hayatiydi.
  3. Hinterland Güvenliği: Türkiye'nin tarafsızlığını korumak ve Kafkasya üzerinden Sovyetler Birliği'ne ikmal yollarını açık tutmak da önemli stratejik hedeflerdi.

  Müttefiklerin İşgal ve Askeri Faaliyet Alanları

Müttefikler, stratejik hedeflerini güvence altına almak için bölgenin üç kilit ülkesine doğrudan askeri müdahalede bulunmuştur:

1. Irak'ın İşgali (İngiliz-Irak Savaşı, Mayıs 1941)

  • Amaç: Irak'ta Reşit Ali Geylani liderliğindeki Mihver yanlısı bir hükümetin kurulması tehdidine yanıt vermek. İngilizlerin 1930 Antlaşması gereği bölgedeki askeri üslerini kullanmasını engelleyen bu darbe, Londra için kabul edilemezdi.
  • Eylem: İngiliz kuvvetleri (özellikle Hindistan'dan getirilen takviyelerle), kısa süren bir askeri harekatla Geylani hükümetini devirdi ve İngiliz yanlısı rejimi yeniden kurdu.
  • Stratejik Sonuç: Almanların Ortadoğu'ya (özellikle Irak petrollerine) ulaşma çabası hızla boşa çıkarıldı ve bölgedeki İngiliz otoritesi yeniden tesis edildi.

2. Suriye ve Lübnan'ın İşgali (Syria-Lebanon Campaign, Haziran-Temmuz 1941)

  • Amaç: Fransa'nın yenilgisinden sonra bu manda bölgelerini yöneten Vichy Fransası (Almanya ile işbirlikçi rejim) güçlerinin Almanlara üs veya malzeme sağlamasını engellemek. Alman uçakları, Irak'taki isyancılara yardım etmek için bu bölgelerdeki havaalanlarını kullanıyordu.
  • Eylem: İngiliz ve Özgür Fransız kuvvetleri, Suriye ve Lübnan'ı işgal etti.
  • Stratejik Sonuç: Bölge, Müttefik kontrolüne geçti. Bu işgal, savaş sonrası Suriye ve Lübnan'ın bağımsızlık sürecini hızlandıran uluslararası tartışmaların temelini attı.

3. İran'ın İşgali (Anglo-Soviet Invasion of Iran, Ağustos-Eylül 1941)

  • Amaç: İran Şahı Rıza Pehlevi'nin Almanya'ya yakınlaşma politikaları nedeniyle, İran petrol tesislerini ve en önemlisi Sovyetler Birliği'ne (İran Koridoru) giden hayati ikmal yolunu güvence altına almak.
  • Eylem: İngiliz ve Sovyet kuvvetleri, İran'ı ortaklaşa işgal etti. Şah Rıza Pehlevi tahttan feragat etmeye zorlandı ve yerine İngiliz yanlısı oğlu Muhammed Rıza Pehlevi getirildi.
  • Stratejik Sonuç: Sovyetler Birliği'ne Müttefik yardımı sağlayan Pers Koridoru açıldı. Ayrıca, bölgenin stratejik petrol kaynakları garanti altına alındı.

4. Kuzey Afrika Savunması (1940-1943)

  • Amaç: Rommel komutasındaki Alman Afrika Kolordusu'nun Süveyş Kanalı'na ve Mısır'a ulaşmasını engellemek.
  • Eylem: İngiliz 8. Ordusu, önce Tobruk'u savundu, ardından El Alameyn Muharebesi'nde (1942) kesin bir zaferle Alman tehdidini Ortadoğu'dan tamamen uzaklaştırdı.
  • Stratejik Sonuç: Ortadoğu, Alman işgalinden kurtuldu ve Müttefiklerin Akdeniz'deki hakimiyeti pekişti.

Müttefiklerin II. Dünya Savaşı sırasında düzenlediği büyük konferanslarda Ortadoğu'nun geleceğine dair doğrudan sınırları yeniden çizme kararları (I. Dünya Savaşı'ndaki Sykes-Picot gibi) alınmamış olsa da, bölgenin bağımsızlık sürecini hızlandıran ve savaş sonrası dengeyi belirleyen önemli kararlar ve tartışmalar yapılmıştır.

Bu kararlar, mevcut İngiliz ve Fransız manda sistemine yönelik desteğin aşındığını gösteriyordu.


Ana Sonuç: Kolonyal Desteğin Aşınması

Konferanslar sırasında Ortadoğu'nun geleceğine dair alınan en önemli karar, Manda Yönetimi Fikrinin Ömrünü Doldurmasıydı.

ABD Başkanı Roosevelt, özellikle Fransa'nın Suriye ve Lübnan üzerindeki manda yetkisine karşı çıktı ve bölgenin bağımsızlık kazanması gerektiğini savundu. Bu tutum:

  • Fransa'yı Zorladı: Savaş biter bitmez Suriye ve Lübnan'ın bağımsızlığını ilan etmeye zorlayan uluslararası baskıyı yarattı.
  • İngiltere'yi Zayıflattı: İngilizlerin bölgedeki petrol ve kanal üzerindeki kontrolü devam etse de, genel kolonyal sistemin geleceği sorgulanır hale geldi.

Özetle, kararlar yeni haritalar çizmedi, ancak eski düzenin yıkılma sürecini hızlandırarak savaş sonrası bağımsız Arap devletlerinin ortaya çıkışına zemin hazırladı.

II.Dünya Savaşı sonuçları

II. Dünya Savaşı sonunda imzalanan barış antlaşmaları (esas olarak 1947 Paris Barış Antlaşmaları), I. Dünya Savaşı'nın aksine, Ortadoğu'nun siyasi sınırlarını yeniden çizen veya büyük manda topraklarının akıbetini belirleyen kapsamlı maddeler içermedi.

Bunun temel nedeni, bölgedeki toprak düzenlemelerinin (Suriye, Lübnan, Ürdün, Filistin) savaşın hemen ardından Birleşmiş Milletler (BM) mekanizması ve ikili anlaşmalar yoluyla bağımsızlığa doğru ilerlemiş olmasıdır.

Ancak, Ortadoğu'yu ve çevresini doğrudan ilgilendiren en önemli karar, İtalya ile imzalanan antlaşmadaydı:


📜 İtalya Barış Antlaşması (1947)

Müttefikler, bir Mihver devleti olan İtalya ile imzaladıkları bu antlaşma ile İtalya'nın Afrika'daki tüm koloni iddialarını sona erdirdi. Bu, Kuzey Afrika ve Kızıldeniz bölgesinin geleceğini belirledi:

1. Kuzey Afrika'daki İtalyan Sömürgeleri

Antlaşmanın ilgili maddeleriyle İtalya, Afrika'daki tüm toprakları üzerindeki egemenliğini ve haklarını resmen kaybetti. Bunlar:

  • Libya: İtalya'nın Trablusgarp ve Sirenayka üzerindeki tüm hakları iptal edildi. Libya'nın geleceği, BM Genel Kurulu'nun kararına bırakıldı. (Libya, 1951'de bağımsızlığını kazandı.)
  • İtalyan Eritresi ve İtalyan Somalisi: Bu Doğu Afrika sömürgeleri üzerindeki İtalyan hakları sona erdi. Bu toprakların kaderi de BM'ye devredildi ve Somali daha sonra BM vesayeti altında İtalyan yönetimine bırakılarak 1960'ta bağımsız oldu.

Bu karar, Ortadoğu'nun batı ve güney sınırlarında büyük bir gücün kolonyal varlığını resmen sonlandırdı.


 Diğer Büyük Ortadoğu Konularının Durumu

Savaş sonrası diğer temel Ortadoğu sorunları (Irak, Ürdün, Suriye, Lübnan ve Filistin) 1947 antlaşmalarına dahil edilmedi; zira:

2. Bağımsızlığın Hızlanması

  • Suriye ve Lübnan: Fransız mandası altındaki bu ülkeler, savaşın hemen sonrasında (1943-1946) uluslararası baskı ve çatışmalar sonucunda bağımsızlıklarını ilan etmişti. Bu nedenle, antlaşmalarda bu ülkelerin statüsünü belirleyen bir maddeye gerek kalmadı.
  • Ürdün (Trans-Ürdün): İngiliz mandası altındayken, 1946 yılında resmen bağımsızlığını kazandı.
  • Irak: Teknik olarak 1932'den beri bağımsızdı, ancak İngilizlerin askeri varlığı savaş boyunca devam etti.

3. Filistin Sorununun BM'ye Devri

  • Filistin: İngiltere, Filistin'deki manda yönetiminin karmaşık ve çözümsüz hale gelen sorunlarını 1947'de Birleşmiş Milletler'e devretme kararı aldı. Bu nedenle, Filistin'in geleceği, Müttefik antlaşmaları yerine BM'nin 1947 Taksim Planı ve ardından 1948 Arap-İsrail Savaşı ile şekillendi.

Özetle, II. Dünya Savaşı'nın barış antlaşmaları doğrudan Orta Doğu'daki sınırları yeniden çizmekten ziyade, bölgenin çevresindeki Mihver (İtalyan) sömürgelerini ortadan kaldırarak ve dekolonizasyon sürecinin sorumluluğunu BM'ye devrederek dolaylı bir etki yaratmıştır.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder