Irak 21.yy.

 Irak, 2003 ABD-İngiltere işgaliyle 21. yüzyıla radikal bir kırılmayla girdi.


  • Toplam ölü: 200.000 – 600.000 arası (çeşitli tahminler)
  • Mülteci + yerinden edilen: 4,5 milyon (hâlâ 1,1 milyon evine dönemedi)
  • IŞİD döneminde yerinden edilenlerin %90’ı geri döndü
  • Devlet bütçesi: 2024’te 153 milyar $ (petrol %95)
  • İşsizlik: Gençlerde %35-40
  • Elektrik: Hâlâ günlük 8-16 saat kesinti

Irak, 2003’ten beri “devletsizleşme → mezhep savaşı → IŞİD felaketi → kırılgan federasyon” döngüsünden hâlâ tam çıkabilmiş değil. 2025’te resmî olarak en istikrarlı dönemini yaşıyor görünüyor, ancak İran-ABD gerilimi ve iç siyasi kutuplaşma devam ediyor.

Paul Bremer Yönetiminin (CPA) Temel Karakteristikleri (11 Mayıs 2003 – 28 Haziran 2004)Paul Bremer’in başında bulunduğu Koalisyon Geçici Otoritesi (CPA), Irak’ta fiilen 14 ay süren “Amerikan valiliği” dönemiydi. Bu dönem, Irak’ın 2003 sonrası bütün siyasi ve toplumsal kırılmalarının temelini atan kararlarla anılır. 

En Tartışmalı Uygulamalar

  • Üniversite rektörleri, dekanlar, hastane başhekimleri bile sırf Baas üyesi oldukları için anında atıldı.
  • Bağdat Üniversitesi’nde 1.200 öğretim üyesinden 800’ü işten çıkarıldı.
  • 2003-2004 arası 100.000’den fazla öğretmen meslekten men edildi.
  • Ahmed Çelebi’nin komisyonu kişisel husumet listelerini bile kullandı (belgelenmiş örnekler var).

SonuçDe-Baathification, Nazi Almanyası’ndaki “Denazification” model alınarak tasarlandı ama Irak’ta toplumun %15-20’sini oluşturan Sünni Arapların devletten toplu dışlanmasıyla sonuçlandı. RAND Corporation (2007), ABD Ordusu resmi tarih çalışması (2019) ve Irak’ın kendi 2016 parlamento raporu bu politikayı “stratejik felaket” olarak nitelendirdi. 2014’te IŞİD’in çekirdek kadrosunun %70-80’inin eski Baas subay ve istihbaratçıları olması, politikanın en somut uzun vadeli sonucudur.

Mezhep Çatışmaları 2006-2008

ABD işgalinden sonra Irak’ta mezhepsel şiddet hızla tırmanmış ve özellikle 2006-2008 arası dönem, ülkenin fiilen bir mezhepsel iç savaş yaşadığı yıllar olarak kabul edilir. Bu dönem o kadar kanlıydı ki, Bağdat’ta bazı aylar günlük 100’den fazla ceset bulunuyordu (çoğu işkence edilip öldürülmüş).Dönemin temel göstergeleri ve kronolojisi:2006 – Patlama yılı

  • 22 Şubat 2006: Samarra’daki Şii türbesi (Altın Camii / El Askeri Türbesi) bombalanması
    → Bu olay mezhepsel iç savaşın açık başlangıcı sayılır.
    → Hemen ardından Şii milisler (özellikle Mehdi Ordusu) Sünnilere karşı kitlesel intikam saldırıları başlattı.
  • 2006 boyunca:
    • Bağdat’ta mahalleler tamamen mezhepsel olarak ayrıldı (Sünni mahalleler yeşil bayraklar, Şii mahalleler siyah bayraklarla işaretlendi).
    • “Mezhep temizliği” yaygınlaştı: İnsanlar evlerinden sürüldü ya da öldürüldü.
    • Günlük ortalama 50-100 ceset bulunuyordu (çoğu elektrikli matkapla delinmiş, asitle yakılmış).

2007 – Zirve yılı

  • En kanlı yıl.
  • Bağdat’ta ölü sayısı aylık 2.000-3.000 civarına çıktı (resmi rakamlar bile bunu doğruluyor).
  • ABD’nin “Surge” (takviye) operasyonu başladı (2007 başı). 30.000 ek asker gönderildi.
  • El-Kaide in Iraq (AQI) Sünni bölgelerde aşırı şiddet uyguladı → Sünni aşiretler (Sahwa / Uyanış Konseyleri) ABD ile işbirliği yapmaya başladı.
  • Mehdi Ordusu (Sadr hareketi) ile Badr Tugayları (İran destekli) Şii tarafında dominant oldu.

2007 yılına varıldığında ABD işgal güçlerine yönelik saldırılar ve mezhep savaşı artmaktayken ABD ise Irak’taki güçlerinin başına David Patreaus’u getirerek yeni bir savaş stratejisi oluşturmuştur. Yeni Bush Doktrini çerçevesinde ABD daha fazla gücü Irak’a getirmiş, Sünni bölgelerde ise özellikle aşiretlerden ve bir takım direniş gruplarını ikna ederek “Sahva (Uyanış) Konseyleri” oluşturarak direnişi çökertmeye çalışmıştır.

Bu yeni strateji etkili olmuş, sahada bulunan Irak İslam Devleti (IİD) ve Ensar el-İslam hariç, neredeyse geriye kalan bütün gruplar silah bırakmış; dahası maaşa bağlanarak Sahva Konseylerine katılmış ve bu gruplara karşı ABD askerinin yanında savaşmaya başlamışlardır. ABD’nin bu yeni politikası Irak’taki direnişe büyük bir darbe vurmuş, IİD 2007-2009 aralığında sahip olduğu gücü neredeyse tamamen yitirmiştir. Bunda IİD’nin diğer gruplara yönelik sert tutumu, mutlak biat istemesi ve yerel halka karşı bazı sert tutumları da sebep olmuştur. 

Neo el-Kaide: Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) Can Acun

2008 – Azalma yılı

  • Sahwa hareketi + ABD Takviye gücü + Mukteda es-Sadr’ın ateşkes ilan etmesiyle şiddet dramatik düştü.
  • 2008 sonuna gelindiğinde günlük ölü sayısı 10’un altına indi (2006’ya göre %90 azalma).
2006-2008 arası Irak, tam anlamıyla bir mezhepsel iç savaş yaşadı. Bağdat 2006’da %50 karışık nüfuslu bir şehirken, 2008’de neredeyse tamamen mezhepsel olarak ayrılmıştı.
Şiddet ancak ABD’nin 30 bin ek asker + Sünni aşiretlerin El-Kaide’ye karşı dönmesi + Sadr’ın ateşkesiyle kırılabildi
.

Irak Parlamento Seçimleri (2005-2025): Sonuçlar Tablosu

Irak'ta 2003 işgalinden sonraki ilk parlamento seçimleri 30 Ocak 2005'te yapıldı. Parlamento (Council of Representatives) başlangıçta 275 sandalyeliydi, 2020'den itibaren 329'a çıkarıldı. Aşağıdaki tablo, ana koalisyon/partilerin sandalye sayılarını, katılım oranlarını ve hükümet oluşum sonuçlarını özetler. Veriler, Irak Bağımsız Yüksek Seçim Komisyonu (IHEC), Wikipedia ve uluslararası raporlara (Al Jazeera, Reuters, Washington Institute) dayanır. Hiçbir parti tek başına çoğunluğu elde edemediği için koalisyonlar kuruldu.

Notlar:

  • Katılım: 2005 zirvesi (%79), 2018 dip (%44); 2025'te %56 ile toparlanma.
  • Sistem: 2021'de tek transfer edilemez oy, 2025'te orantılı temsil (eyalete göre).
  • Koalisyonlar: Şii (güney), Sünni (batı/kuzey), Kürt (Kürdistan Bölgesi) dengesi; muhasasa ta'ifiyya (mezhepsel paylaşım) hakim.
  • Toplam Aday: 2025'te 7.744 (en yüksek); kadın kotası %25, azınlıklar 9 sandalye.
  • Hükümet oluşumu aylar sürer; başkan (Kürt), başbakan (Şii), meclis başkanı (Sünni) geleneksel dağılımı korunur.
  • Ali Sistani: 2003-2020 arası Irak Şii toplumunun en büyük denge unsuru ve “sessiz çoğunluk”un sesiydi. Şiddeti sınırladı, devleti korudu, Haşdi Şabi’yi devlet çatısı altına soktu.
  • Mukteda Sadr: Sokak gücü ve genç Şii kitlesini temsil etti; zaman zaman Sistani ile aynı çizgide, zaman zaman çatıştı.
  • İran yanlısı ruhban-milis liderler: IŞİD’e karşı savaşta kritik rol oynadılar ama 2019’dan sonra protestoculara karşı şiddet kullandılar; 2020’den sonra ABD hedeflerine saldırılar düzenlediler.

Sonuç: Irak Şii ruhbanı 2003’ten beri üç farklı çizgide hareket etti:

  1. Sistani’nin “sessizci-milliyetçi” çizgisi
  2. Sadr’ın “popülist-milliyetçi” çizgisi
  3. İran destekli “direniş ekseni” çizgisi
Veriler, uluslararası raporlar (EUAA, Carnegie, Washington Institute) ve güncel analizlere dayanır.

Irak'ta 2014'te IŞİD'e karşı kurulan ve 2016'da yasal statü kazanan bir şemsiye örgüttür. Resmi olarak Irak ordusunun bir parçasıdır (bağımsız askeri oluşum olarak), ancak çoğunlukla Şii milislerden oluşur ve İran'ın önemli etkisi altındadır. 2025 itibarıyla yaklaşık 238.000 savaşçıya sahiptir; bütçesi 2.9-3.6 milyar ABD $ arasındadır (devlet tarafından finanse edilir). Örgüt, 40-70 arası fraksiyondan (brigade/tugay) oluşur ve etnik/mezhepsel çeşitlilik gösterir, ancak Şii ağırlıklıdır.

 Operasyonel ve Stratejik Rol
  • Kuruluş: Haziran 2014'te Sistani fetvası ("Cihad-ı Kifaye") ile; Nuri el-Maliki emriyle resmileşti.
  • Rol: IŞİD'e karşı (2014-2017: Musul, Tikrit zaferleri); 2018'den beri iç güvenlik, sınır koruma ve vekilci saldırılar (ABD üslerine 2023-2025: 100+ roket/drone).
  • Sorunlar: Savaş suçları (Sünni sivillere misilleme), yolsuzluk; 2025'te entegrasyon tartışmaları (Sudani hükümeti vs. fraksiyonlar).

Kuzey Irak Yönetimi (Kürdistan Bölgesel Yönetimi - KRG) Siyasi Yapılanması (Kasım 2025 İtibarıyla)

Kuzey Irak'taki Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KRG), Irak Anayasası'nın 117-121. maddelerine göre federal bir özerk bölge olarak tanımlanır. 1991'de tek taraflı özerklik ilan edilmiş, 2005 Anayasası ile resmileşmiştir. Bölge, Erbil (Hewlêr), Süleymaniye (Selahaddin) ve Duhok (Zaho) eyaletlerini kapsar; nüfusu yaklaşık 6-7 milyon, başkenti Erbil'dir. Siyasi yapı, parlamenter sistem temelli olup, iki ana parti (KDP ve PUK) arasında geleneksel güç paylaşımı (Erbil-Süleymaniye ayrımı) hakimdir. Ancak iç rekabetler (örneğin KDP-PUK(KYB) gerilimi) ve ekonomik krizler (petrol bağımlılığı, Bağdat'la bütçe anlaşmazlıkları) nedeniyle istikrarsızdır.2024 Ekim seçimleri sonrası yeni hükümet oluşumu gecikmeli devam etmekte; Kasım 2025 itibarıyla dokuzuncu kabine (2019-2025) hala görevde olup, yeni kabine için müzakereler Irak federal seçimleri (11 Kasım 2025) sonuçlarını beklemektedir. Muhalefet (Yeni Nesil Hareketi - NGM) güçlenmekte, azınlık hakları (Türkmen, Asuri, Yezidi) anayasal olarak korunmaktadır. 


Irak genel seçimlerinde katılım düşüşünün nedenleri nelerdir?

Irak'ta seçimlere katılım oranlarındaki düşüş, ülkenin siyasal sistemindeki yapısal sorunlar, siyasi elitlere karşı derinleşen güvensizlik ve sosyoekonomik çıkmazlarla yakından ilişkilidir.

Kaynaklara göre, 2005 referandumunda %80'lerde olan katılım oranı, son seçimde (2021) oy kullanma hakkına sahip insanlar arasında %44'e kadar düşmüştür ve bu düşüş eğilimi son seçime kadar ciddi bir şekilde devam etmiştir.

Katılım düşüşünün temel nedenleri şunlardır:

1. Siyasal Sisteme ve Elitlere Karşı Güvensizlik

Seçmen-Siyasal Elit Uçurumu: Seçmenler ile siyasal elit arasındaki güvensizlik bir uçuruma dönüşmüş vaziyettedir.

Muhasasa Sisteminin Değişmemesi: İnsanlar, sistemdeki yapısal sorun olan Muhasasa (kota) düzeninin hiçbir şekilde değişmediğine inanmaktadır.

Kimlik Temelli Paylaşım Düzeni: Muhasasa sistemi, alt kimlikleri aşan, kapsayıcı bir Iraklılık kimliği veya ulusal projenin oluşmasını engellemektedir.

Cemaatleri Önceliklendirme Algısı: Toplum, kurulan hükümetlerin başarısız olduğunu ve daha çok kendi kimliklerini, cemaatlerini ve aşiretlerini önceleyerek hareket ettiklerini görmüş ve bu durum siyasal sisteme karşı güvensizliği artırmıştır.

2. Seçim Süreçlerine Olan İnancın Zayıflığı

Sonuçların Önceden Belirlendiği İnancı: Irak'ta insanlar, seçim sonuçlarının önemli oranda önceden belirlendiğine inanmaktadır. (Her ne kadar son seçim sisteminde elektronik uygulamalarla eski yolsuzlukların önüne kısmen geçilmiş olsa da, bu inanç zayıf kalmıştır).

Seçimi Düzenleyen Kuruma Güvensizlik: Seçimi düzenleyen temel mekanizma olan Seçim Komiserliği de, Muhasasa sistemi bağlamında (Şiilerin, Sünnilerin, Kürtlerin kotaları) kurgulandığı için, bu kuruma dair ciddi bir güvensizlik mevcuttur.

Ulusal Mutabakat Hükümetleri: Kurulan hükümetler "ulusal mutabakat hükümeti" dediğimiz bir bağlamla kurulduğu için, muhalefetsiz ve sorgulanmayan bir denge sistemiyle gitmiş, bu da toplumda bir güvensizliğe neden olmuştur.

3. Ekonomik Çıkmazlar ve Sosyal Protesto

Yüksek İşsizlik ve Ekonomik Sorunlar: Ülke, büyük bir petrol denizi üzerinde olmasına rağmen, genç işsizliği %40'ları bulmuştur.

Yolsuzluk: Yolsuzluk meselesi hala çok ciddi bir sorundur.

Seçime Katılım Protestosu: Bu faktörler bağlamında, insanlar artık alışıla gelmiş yüzleri görmek istememekte ve seçime katılım protestosu geliştirmektedir.

Nitelikli İnsanların Dışarıda Kalması: Eğitimli ve nitelikli insanlar, bu paylaşım düzenine entegre olmak istemedikleri için sistemi protesto ederek seçim süreçlerinin dışında kalmaktadırlar.

4. Biyometrik Kart Zorunluluğu

• Irak'ta, sandığa gitmek isteyenlerin öncelikle biyometrik kart sahibi olması gerekmektedir. İnsanlar, bu siyasal düzene entegre olmak istemedikleri için biyometrik kartlarını bile almamaktadırlar.

Alıntı: Hediye Levent'in sunumuyla Dr. Ali Semin'in konuk olduğu "Ortadoğu Okumaları" serisinde, "Az bilinen Irak" başlıklı video.

🔎 Irak 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder