IŞİD nasıl anlaşılabilir? Kaosun ortasında oluşan, 2015 yılında, neredeyse
100 000km2 lik nüfusu 10-12 milyona yaklaşan bir “devlet”ten söz ediyoruz. Bu olgu,
dünyayı TV ekranlarından takip eden kitleler için çok şaşırtıcı bir gelişmeydi.
Ancak bu coğrafya böyle denemeler için her bakımdan verimli topraklar içeriyor.
Kerbela’ya kadar geriye gitmeye gerek yok. Son 20-25 yıl içinde olanlar dikkate
alındığında, ortamın giderek ısındığının ve yangının kaçınılmaz olduğunun
göstergeleri ile dolu. Biz burada olguları bir araya getirmekle yetiniyoruz.
B.Berksan
|
…. Oysa bu büyük jeopolitik olayın öncesinde, uyarı işareti sayılabilecek pek çok gelişme yaşanmıştı. 2003’ten 2008’e kadar, Amerikan işgali sırasında Sünnilerle Şiileri karşı karşıya getiren mezhep savaşı, ülkenin en büyük iki Müslüman cemaati arasındaki ilişkilerin uzun tarihinde eşi benzeri görülmemiş biçimde, ardında çoğunluğunu Şiilerin oluşturduğu yüz binlerce ölü ve -Bağdat şehri özelinde simgeleşen- bölgesel bir cemaatleşme ve parçalanma süreci bırakarak, Irak’ı kana buladı. Yedi milyon nüfuslu başkentte, özellikle de şehir
merkezinde, Sünniler ve Şiiler uzun yıllar yer yer karma mahallelerde
birbirleriyle iç içe yaşadılar. Bağdat, Sünnilere olduğu kadar Şiilere de ev
sahipliği yapıyordu. Sünnilerle Şiilerin bir arada yaşaması, Irak toplumunun
-ilki Iran-Irak Savaşı (1980-1988) olan- bir dizi trajedinin ardından yavaş
yavaş cehenneme dönüşmesini az çok geciktirdi ama engel olamadı. 2003
Amerikan işgalinin ve savaşının doğrudan sonucu olarak 2000’li yıllarda
yaşanan mezhep kavgası, mezhepçi temizlikle sonuçlandı. Bazı mahalleler tamamen
Sünnilerden arındırıldı. Şii milisler, geride binlerce ölü bırakma pahasına,
Sünnileri şehirden kaçırmayı başararak, Bağdat’ı Şiilerin çoğunlukta olduğu
bir şehir haline dönüştürmeyi başardılar. Bu arada, Sünnilerle Şiilerin bir
arada yaşadığı karma mahalleler de zaman içinde neredeyse tamamen ortadan
kayboldu. ... Bu derin memnuniyetsizlik hissi, 2013 yılı boyunca, önce leri şiddet içermeyen ve daha önce de belirtildiği gibi, Arap Bahan’nm sloganlannı kullanan bir dizi protesto gösterile ri şeklinde kendini gösterdi. Irak’taki bu protesto gösterisi -batı kamuoyu o dönemde bunun pek farkında olmasa da- Beşşar el-Esad rejiminin 2011 ve 2012’de Suriye halkının ba- nşçıl gösterilerine uyguladığına benzer bir şiddetle bastml- dı. Özellikle Tikrit ve Musul’da ordu, ağır silahlara başvur maktan ve TNT dolu varilleri yerleşim birimlerinin, okulla- nn ve hastanelerin üzerine bırakmaktan çekinmedi. ... İslâm Devleti, Haziran 2014’ten itibaren gerçekten şaşırtıcı bir şekilde genişleyerek neredeyse hiç savaşmadan Irak’ın Sünni Arap bölgelerinin dörtte üçünü ele geçirdi. Ülkenin en büyük ikinci şehri olan, nüfusu iki milyonu geçen ve İslâm Devleti’nin gelecekteki dinî başkenti olarak belirlenen Musul’un ele geçirilmesinin siyasi ve sembolik ağırlığı da cabası. Musul’un alınmasıyla beraber, Ebu Bekir el-Bağdadi, şehirdeki bir camiinin minberinden 29 Haziran 2014’te kendisini halife ilan etti. .. İslâm Devleti’nin, ele geçirdiği Irak ordusundan kalan -Musul’daki ağır silahlar gibi- önemli miktarda Amerikan askerî teçhizatını da elinde bulundurduğunu biliyoruz. Sad dam Hüseyin’in ordusunun pek çok eski subayı, İslâm Dev leti saflarına katılarak gerek malzeme kullanımı ve eğitimi konulannda, gerekse değişik savaş taktikleri üzerine savaş çılara eğitim verdiler. IŞİD Tuzağı,
Pierre-Jean Luizard, İletişim Yayınları, 2016 |
|
El Kaide’den IŞİD’a El Kaide'nin küreselleştirdiği cihadi Selefilik, ABD'nin
2003'te Irak'ı işgaliyle birlikte bir dönüşüm daha geçirdi. Afgan Araplar
Cezayir'de siyasal İslam'ın tıkanma noktasında İslamcıların kör şiddete
sürüklenmesinde nasıl etkili olduysa Afganistan'ın mirası olan örgütler de
Irak'ta Arnerikan işgaline karşı direnişi mezhepçi bir savaşa dönüştürdü. Bu
süreçte baş aktör Ebu Musab ez-Zerkavi'ydi; önce Usarne bin Ladin'le
yıldızı barışmadığı için kendi örgütünü kuran, ardından Bin Ladin'e biat eden
ama El Kaide'den bağımsız hareket eden Ürdünlü militan. … Zerkavi'nin Irak'ta kurduğu örgütün üyeleri farklı
ülkelerden deneyimli cihatçılardan oluşuyordu. Çok milletli yapılanmada şu
isimler öne çıkıyordu: Zerkavi'nin akıl hocası Mısırlı Ebu Abdul lah el
Muhacir, örgütün ilk dini otoritesi Ürdünlü Ebu Enes eş Şami, bomba uzmanı
Ürdünlü Nidal Muhammed, Lübnanlı Mus tafa Ramazan Derviş, Iraklı Tamer el
Atruz el Rişavi, Libyalı Ebu N asır el-Libi, Tunuslu Ebu Usame. Zerkavi Mgan
Arap ağını kullanarak Almanya, İtalya, İspanya ve Britanya gibi Avrupa
ülkelerinden de adam devşirdi. Kendisi de 2003'te Necef'i kana bulayan bomba yüklü ambulansın sürücüsü Şeyh Yasin'in kızıyla evlenmişti. Örgütün kilit isimleri bu şekilde birbi rine evlilik yoluyla bağlanıyordu. .. Zerkavi silahlı birliklerin yanı sıra hedeflerle ilgili
keşif yapan, istihbarat toplayan, adam devşiren, fedaileri intihar
saldınlanna hazırlayan, taktik ve strateji geliştiren, lojistikle ilgilenen
farklı birimler kurmakla meşguldü. Şema, silahlı bir örgütten devlet ya
pılanmasına giden modelin altyapısıydı. … Zerkavi Sünni toplumda daha fazla yer edinmek için
Şii-Sünni çatışması çıkarma taktiğine başvurdu. Şiileri işgalcilerin
işbirlikçi leri olarak lanse ediyordu. Halbuki sonradan iktidara gelen İslam
cı Şii hareketler sürekli olarak Saddam'ın hışmına uğramış olsa da Amerikan
işgalini desteklemedi. .. Zerkavi, 8 Ekim 2004'te Bin Ladin'e biat ederek görünüşte
El Kaide'ye bağlandı. Örgütünün adını "Mezopotamya'da Cihadın Kaidesi
Örgütü" (Tanzim Kaidat el Cihad fı Bilad er-Rafıdeyn) olarak değiştirdi.
Bu örgüt kısaca "lrak'taki El Kaide" olarak anılmaktaydı. … Irak'taki El Kaide'nin lideri Ebu Musab Zerkavi, Sünnileri
kazanmak için 2005'te strateji değişikliğine gitti. Yeni eğilimi en iyi
özetleyen kelime Iraklılaşmaydı. Sonuçta Iraklıların derdi başkaydı; Afganistan,
Kafkasya ve Balkanlar'da cepheden cephe ye koşmuş yabancı mücahitlere
"ensar" olmak için gemileri yakma pahasına can atrnıyordu. O yüzden
Iraklılar için savaşan Iraklılar fikri Sünnilerin kabulü için daha akıllıcaydı. … Zerkavi direnişi Iraklılaştırrnanın bir adımı olarak
Aralık 2005'te altı örgütün katılımıyla Irak Mücahitler Şura Meclisi'nin
kurulu şuna öncülük etti. .. El Enbar Vilayeti'nde İslami emirliğin kurulması
kararlaştını dı ancak bununla ilgili duyuru yapılamadan Zerkavi 7 Haziran
2006'da Arnerikan saldırısında öldü. .. Irak Mücahitleri Şura Meclisi, İslam devleti kurma konusun
da fazla istekliydi. Şura üyelerine ilaveten bazı aşiret ve Baasçı unsurların
katılımıyla 12 Ekim 2006'da "Hilf el Mutayibin" adıyla bir ittifak
kuruldu. Üç gün sonra El Enbar, Kerkük, Neyneva (Ninova), Diyala, Selahaddin,
Babil ve Vasit vilayetlerini kapsa yan bölgede yani genişletilmiş "Sünni
üçgeni"nde Irak İslam Devleti (IİD) ilan edildi. IİD'in liderliğine Ebu
Ömer el Bağdadi (Hamid Davud ez-Zavi) getirildi. … IİD'in kanuni çerçevesini cihadi Selefilerin şeriat yonunu
çizerken, bir sistem olarak demokrasiye mutlak bir karşıtlık söz konu suydu.
Cihadi Selefilere göre demokrasi ayrı bir dindi ve küfürdü. .. Ebu Ömer el Bağdadi, 2009'da yeni bir kabine kurarak
"savaş bakanı" Ebu Hamza el Muhacir'e "başbakanlık"
koltuğunu da verdi. IİD, 19 Nisan 2010'da Ebu Ömer el Bağdadi ve El
Muhacir'in Tikrit yakınlarında öldürüldüğü operasyonlarda ağır darbe aldı ve
kontrol ettiği bölgelerde gücünü yeniden yitirdi. .. Mücahitlerin Şura Meclisi kararı ile IlD'in liderliğini
Ebu Bekir el Bağdadi üstlendi. .. Maliki karşıtı gösterilerle dışa vuran "Sünni
devrimi" beklentilerini istismar eden IİD, şoke edici saldırı dalgalarına
yeniden başvurdu. Özellikle Neyneva ve El Enbar vilayetlerinde Maliki'ye diş
bileyen Sünni aşiretlerin öfkesinden yararlanıp kendi etkinlik alanını
genişletti. .. 2006'da 29.541, 2007'de 26.036 olan sivil kayıplar 2010'a
gelinceye kadar 4.167'e gerilemişti. Sivil kayıplar 2013'te 9.851'e, 2014'te
20.169'a, 2015'te 17.502'ye çıktı. 8 Nisan 2013'te Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) adını alan örgüt, "Duvarları Yıkmak"tan tam olarak neyi kastettiğini 21 Temmuz 2013'te Amerikan güçlerinin işkence fotoğraflarıyla zihinlere kazınan Ebu Gureyb ile Taci hapishanelerinin duvarlarını yıkarak ortaya koydu. Bağdadi'nin adamları, örgütün en az 600 adamını bu baskıntarla hapishanelerden kurtardı. 2007-2008'de onlarca yöneticisini kaybetmiş olan örgüt iki baskınla eski adam açığını giderdi. Bu baskından sonra 23 Temmuz 2013'te ilan edilen yeni saldırı planının adı "Askerlerin Hasadı" idi. İkinci dalganın amacı Sünni bölgelerinde coğrafi kontroldü. Karanlık Çöktüğünde IŞİD Din Adına Şidetin Dünü ve Bugünü, Fehim
Taştekin, 2016, Doğan Egmont Yayıncılık ve Yapımalık Tic. A.Ş. |
|
…. İslâm Devleti’nin ilk başlardaki bu başarısının bileşenleri,
aslında askerî nitelikte değildir. İslâm Devleti, elbette Irak ordusunun
belirli şehirlerdeki ve bölgelerdeki varlığını yerinden edebilecek öncü bir
ordu görünümündedir. Ancak kendisini -özellikle Felluce, Ramadi ve el-Anbar
eyaletinin diğer belirli yerleşim birimlerinde- el-Kaide’nin 2003 ve 2004’te
yaptığının aksine yerel halka yabancı bir işgalci güç gibi hissettirmez ve
dayatmaz. İslâm Devleti’nin stratejisi, el-Kaide’ninkinden çok farklı olarak
ele geçirilen bu şehirlerin her birinde, yerel iktidarın yerel aktörlere iade
edilmesidir. Bu süreç, Felluce’de olduğu kadar, Haziran 2014’te İslâm Devleti’nin eline geçen, özellikle Irak’ın Musul ve Tikrit gibi diğer belli başlı büyük şehirlerinde de son derece hızlı bir şekilde işler. Bu tarihten birkaç ay önce, Fırat Vadisi’nde yer alan Rakka ve Deyrizor gibi Suriye illeri, bu tecrübeyi ilk yaşayanlardan olmuştu: İslâm Devleti, zaferin hemen ertesi günü ya da birkaç gün sonra, kabile ve aşiret reisleriyle belirli şartlar altında şehri yönetme sorumluluğunu üstlenen mahalli ileri gelenlere iktidar devretmek üzere devir teslim töreni düzenledi. Şehri yönetmenin önşartları arasında İslâm Devleti’ne mutlak sadakat, İslâm Devleti’nin resmî amblemleri dışında herhangi bir resmî amblemin kullanılması yasağı ve ahlâk kuralları konusunda cihatçılann emirlerine harfiyen uymak mecburiyeti vardı. ... İslâm Devleti’nin başansındaki en önemli faktörlerinden bi ri, medyatik organları ve özellikle de kendisini Al-Furqan olarak adlandıran -internet üzerinden yayın yapan- iletişim birimidir. Bu birim, “düşmanın” ve “suçlulann” kafalannın kesilmesi, zina nedeniyle taşlanarak öldürme (recm), eşcin sellerin katledilmesi gibi dehşet veren toplu infazlann yanı sıra, Şii türbeleri ve kutsal Sufi mezarlıkları gibi İslâm’a aykırı gördükleri kutsal yerlerin ve -hatta adı Incil’de geçen Yu nus peygamberin Musul’da dinamitlenen mezan gibi- ibadet yerlerinin yerle bir edilmesi sahnelerini de içeren video lar yayımlıyor. Bilerek yağmalanan bazı arkeolojik siteler de cabası. İslâm Devleti’nin lüks dergisi Dabiq, anadillerinin İngilizce olduğu son derece bariz redaksiyon servisiyle, yete nekli reklam tasarımcılarını seferber ediyor. Derginin ismi nin belirgin bir simgesel önemi var. Dabiq (Dabık), Halep’in kuzeyinde, Türkiye sınırına yakın ve pek çok hadise göre, ahiret gününden önce gerçekleşecek uygarlıklar savaşında, Müslümanların Hıristiyanlan kesin olarak yeneceği, en nihai savaş mahali olarak geçiyor. Bundan sonra da Bizans ve Roma fethedilecektir. IŞİD Tuzağı,
Pierre-Jean Luizard, İletişim Yayınları, 2016 |
Musul Savaşının Tarihî Önemi
- IŞİD’in
Irak’taki en büyük şehri (2 milyon nüfuslu) ve gelir kaynağıydı.
- En
uzun, en kanlı ve en yıkıcı şehir savaşı (II. Dünya Savaşı’ndan beri).
- Irak
Ordusu’nun 2014 çöküşünden sonra yeniden doğuşu.
- Eski
şehirdeki çatışmalar “modern Stalingrad” olarak anıldı.
Musul’un düşüşü (Temmuz 2017), IŞİD’in “Halifelik”
projesinin fiilen çöküşüdür. 3 ay sonra Rakka da düştü ve 2019’da Bağuz’da
toprak devleti tamamen bitti.




kay%C4%B1plar.jpg)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder