Körfez Ülkeleri


Sürecin Ortak Özeti: Petrol ve Protektora

Körfez ülkelerinin modern devletleşme süreçleri, büyük ölçüde aşağıdaki iki faktöre bağlıdır:

  1. İngiliz Protektorası: Suudi Arabistan hariç (ki o da İngiliz desteğiyle kuruldu), diğer altı Körfez devleti, 19. yüzyıldan 1971'e kadar İngiltere'nin himayesi altındaydı. İngilizler, bu şeyhliklerin iç yönetimlerine dokunmayarak, sadece dış ilişkilerini ve savunmalarını kontrol etti.
  2. Petrol Zenginliği: 1930'lar ve 1970'ler arasında petrol ve doğal gazın keşfedilmesi, bu küçük ve stratejik devletlerin büyük bir ekonomik güce dönüşmesini sağladı. Bağımsızlıklarını (1961 ve 1971), İngiltere'nin artık maliyetli hale gelen bu protektorayı sürdürmek yerine çekilme kararıyla aynı anda elde ettiler.


Bahreyn, Kuveyt gibi Utub kabilesi kökenlidir, ancak farklı olarak Körfez'de petrolü ilk bulan ülke olmuş, ancak kısıtlı rezervleri nedeniyle erken dönemde finans ve bankacılık sektörüne yönelmiştir. Ayrıca, ülkenin siyasi yapısı Sünni hanedan yönetimi altında Şii çoğunluğa sahip olmasıyla karakterizedir.


Bahreyn'in Özelliği

Bahreyn'i diğer Körfez ülkelerinden ayıran temel özellik, erken sanayileşme, kısıtlı petrol rezervleri ve siyasi gerilimlerin ana kaynağı olan Şii çoğunluk / Sünni hanedan demografik yapısıdır. Ülke aynı zamanda ABD 5. Filo'suna ev sahipliği yaparak bölgesel güvenlikte kilit bir rol oynamaktadır.

Katar'ın tarihi, diğer Körfez şeyhliklerine göre daha geç bir merkezileşme, İngiliz himayesi ve dünya çapında bir doğal gaz gücüne dönüşme ile karakterizedir.

Katar, diğer Körfez ülkelerinden farklı olarak, büyüklüğüne oranla dünyanın en zengin ülkesi haline gelmesini petrolden çok devasa doğal gaz rezervlerine borçludur. Bu zenginliği aktif dış politika, yumuşak güç kullanımı ve küresel spor etkinliklerine (Örn: 2022 FIFA Dünya Kupası) ev sahipliği yaparak bölgesel ve küresel bir aktör olma yolunda kullanmıştır.

Katar'ı diğerlerinden ayıran dış politikası

Katar'ın 1995 sonrası benimsediği bağımsız dış politika, üç temel faktöre dayanır:

1. Coğrafi ve Tarihi Güvenlik Açığı (Vahdet Korkusu)

Katar, sadece tek bir kara sınırını Suudi Arabistan ile paylaşan küçük bir yarımadadır. Tarih boyunca kendisini büyük komşusunun (Suudi Arabistan) gölgesi ve himayesi altında hissetmiştir.

  • Zayıflık: Küçük bir devlet olarak, Suudi Arabistan'ın siyasi ve askeri baskısına karşı doğrudan koyacak gücü yoktur.

  • Strateji: Bu coğrafi zayıflık, Katar'ı geleneksel KİK ittifakına tam biat etmek yerine, kendisini koruyacak "dengeleyici güçler" arayışına itmiştir. Bu, Bandwagoning (büyük güce katılma) yerine Balancing (dengeleme) politikasıdır.

  • Sonuç: Körfez'in geri kalanının aksine İran ile ilişki kurma, Türkiye ile askeri anlaşma yapma ve ABD'ye büyük bir üs (El Udeyd) tahsis etme gibi politikalar, tek bir gücün kendisine hükmetmesini engellemeyi amaçlar.

2. Siyasi Kırılma Anı: 1995 Darbesi

Katar'ın bağımsız politikalarının temeli, 1995 yılında Şeyh Hamad bin Halife Âl Sani'nin babasına karşı kansız bir darbeyle iktidarı ele geçirmesine dayanır.

  • Liderlik İhtiyacı: Yeni Emir, iktidarını meşrulaştırmak ve Suudi Arabistan'ın geleneksel olarak yürüttüğü "bölgesel ağabey" rolünden kurtulmak istedi.

  • İmaj Değişimi: Katar, dünya sahnesinde sadece bir petrol/gaz üreticisinden fazlası, "çözüm üreten, arabulucu" bir aktör olarak konumlanmaya karar verdi.

  • Yumuşak Güç Silahı: Bu yeni vizyonun en önemli aracı, 1996'da kurulan ve Körfez monarşilerini (özellikle Suudi Arabistan'ı) eleştirmekten çekinmeyen El Cezire televizyonu oldu. El Cezire, Katar'a Arap halkları nezdinde büyük bir etki ve "yumuşak güç" sağladı.

3. Enerji Gücü: Kuzey Sahası ve Likit Doğal Gaz (LNG)

Katar'ın bu riskli politikaları yürütebilmesinin yegane nedeni olağanüstü finansal gücüdür.

  • North Field Rezervleri: Katar, dünyanın üçüncü büyük doğal gaz rezervine sahiptir ve en büyük Sıvılaştırılmış Doğal Gaz (LNG) ihracatçılarından biridir.

  • Bağımsızlık: Bu devasa ve istikrarlı gelir kaynağı, Katar'ın Suudi Arabistan'ın veya diğer KİK ülkelerinin mali yardımına bağımlı olmasını engellemiştir. Finansal bağımsızlık, siyasi bağımsızlığın temelini atmıştır.


 İdeolojik Dengeleme Aracı: Müslüman Kardeşler

Katar, diğer KİK ülkelerinin aksine (özellikle Suudi Arabistan ve BAE'nin aksine), bir dönem Müslüman Kardeşler'i (İhvan) bir araç olarak kullanmıştır.

  • Neden: İhvan, Arap dünyasında Sünni halk arasında en organize siyasi güçtü. Katar, bu ağı destekleyerek Suudi Arabistan'ın resmi Vahhabi dini otoritesine karşı bir denge unsuru oluşturdu.

  • Arap Baharı: Bu destek, Arap Baharı sırasında zirveye çıktı ve Katar, İhvan'ın Tunus ve Mısır'da iktidara gelmesini destekledi. Bu durum, İhvan'ı varoluşsal tehdit olarak gören BAE ve Mısır'ın (2017'deki) ablukaya gitmesinin ana tetikleyicisi oldu.

Özetle, Katar'ın farklılaşmasının kökeninde küçük bir devletin kendini güvence altına alma çabası, yeni liderliğin meşruiyet arayışı ve doğal gazdan gelen devasa finansal özerklik yatmaktadır.


BAE'nin Farklılaşması

BAE'yi diğer Körfez monarşilerinden ayıran temel dinamik, federal yapı ve ekonomik çeşitliliktir:

  • Federal Denge: Kararlar, Abu Dabi'nin zenginliği ve siyasi ağırlığı ile Dubai'nin ticari vizyonu arasındaki hassas dengeye dayanır.
  • Çeşitlilik: Her emirlik (Şarika'nın kültürel odağı, Füceyre'nin denizcilik rolü gibi) federasyona kendine özgü bir ekonomik veya kültürel değer katmıştır.
  1. Büyüklük Lideri: Suudi Arabistan, mutlak GSYH büyüklüğü açısından Körfez'in açık ara en büyük ekonomisidir (1 Trilyon $ sınırını aşmıştır).
  2. Kişi Başı Refah Lideri: Katar, nispeten küçük nüfusu ve devasa doğal gaz rezervleri sayesinde, kişi başına düşen gelirde dünya liderleri arasında yer alır.
  3. Ekonomik Çeşitlilik:
    • Kuveyt, Katar ve Suudi Arabistan'ın GSYH'si hala büyük ölçüde petrol ve doğal gaz gelirlerine bağlıdır (%40-%60).
    • BAE ve Bahreyn ise, özellikle petrol kaynaklarının kısıtlı olduğu Dubai ve Bahreyn'de, ekonomilerini finans, ticaret ve hizmetler sektörlerine kaydırarak başarılı bir şekilde çeşitlendirmiştir. Bu, uzun vadeli ekonomik istikrarları için kritik bir adımdır.

Yabancı İşçilerin Geldikleri Yerler

Körfez ülkelerindeki yabancı işgücü, geldikleri bölgelere göre genellikle iki ana kategoriye ayrılır:

1. Güney ve Güneydoğu Asya (Baskın Kaynak)

Bu bölge, inşaat, hizmet, perakende, temizlik ve ev işleri gibi manuel ve orta vasıflı işgücünün ana kaynağıdır.

  • Hindistan 🇮🇳: Körfez'deki en büyük yabancı uyruklu grubu oluşturur (özellikle BAE, Suudi Arabistan, Katar). Mühendislerden mavi yakalı işçilere kadar geniş bir yelpazeyi kapsarlar.
  • Pakistan 🇵🇰 ve Bangladeş 🇧🇩: Suudi Arabistan ve BAE'de büyük bir nüfusa sahiptirler; özellikle inşaat ve ulaşım sektörlerinde yaygındırlar.
  • Filipinler 🇵🇭 ve Endonezya 🇮🇩: Ev hizmetleri (dadılık, temizlik) ve hastane/sağlık sektörlerinde yoğunlaşmışlardır.
  • Nepal 🇳🇵 ve Sri Lanka 🇱🇰: Genellikle güvenlik, inşaat ve düşük vasıflı işlerde çalışırlar.

2. Arap Dünyası (Vasıflı ve Beyaz Yakalı İşler)

Bu grup, genellikle eğitim, sağlık, yönetim ve bürokrasi gibi daha vasıflı sektörlerde ve özellikle ilk dönemlerde kamu hizmetlerinde yer almıştır.

  • Mısır : Tüm Körfez ülkelerinde, özellikle eğitim ve teknik rollerde güçlü bir varlığa sahiptir.
  • Ürdün  ve Lübnan : Eğitim, bankacılık ve finans sektörlerinde (yüksek vasıflı rollerde) çalışırlar.
  • Sudan  ve Yemen : Çeşitli sektörlerde ve geleneksel olarak Suudi Arabistan'da önemli bir işgücü kaynağı olmuşlardır.

3. Batı ve Diğer Bölgeler (Yüksek Vasıflı Yönetici)

  • Avrupa ve Kuzey Amerika: Çoğunlukla üst düzey yönetici, finans, petrol ve gaz, hukuk gibi son derece uzmanlık gerektiren yüksek maaşlı pozisyonlarda görev yaparlar.

Körfez ekonomileri bu işgücüne büyük ölçüde bağlı olsa da, yabancı işçiler genellikle "Kefalet (Kafala) Sistemi" gibi katı vize ve çalışma kurallarına tabidir. Bu sistem, işgücünü yerel sponsorlara bağımlı kılar.

 





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder