Kossaklar (Kazaklar)


Kazak, Karadeniz’in ve Hazar Denizinin kuzey hinterlandındaki bağımsızlığına düşkün ve savaşçı toplulukların üyelerine verilen ad. 15. yüzyılda Dinyeper bölgesindeki yarı bağımsız Tatar toplulukları için kullanılan Kazak adı, aynı yüzyılın sonlarında Polonya, Litvanya ve Moskova Büyük Prensliği’nden kaçarak Dinyeper ve Don bölgelerinde bağımsız ve özerk askeri topluluklar kuran serfler için de kullanılmaya başladı. 16. yüzyılda altı önemli Kazak yerleşim bölgesi vardı: Don, Greben (Kafkasya), Yaik (Ural Irmağının orta kesimi), Volga, Dinyeper ve Zaporojye (Dinyeper’in batısı). Ana Britanicca

IV. İvan, baş ağrıtan güney sınırları meselesini Kossakların sürekli ittifakını sağlayarak çözmeye çalışan ilk Rus liderdi. Kossaklar; avcı, haydut, atlı ve Altın Ordu'nun dağılmasından geriye kalan "vahşi topraklarda" (dikeo pole) gezinen ve hayvancılıkla uğraşan bir halktı.

Yaşadıkları alan; Moskova, Polonya, Osmanlı İmparatorluğu, Kırım Hanlığı, Nogay Hanlığı ve kuzeydeki kabile krallıkları gibi siyasi varlıkları yerleşmiş devletlerle çevrili, belirsiz bir bozkırdı. Kossakların kendi devletleri yoktu fakat birbirlerine zayıf bağlarla bağlı askeri topluluklar halinde yaşamaktaydılar ve ovalarda hayatta kalabilmek için gereken binicilik hünerlerini geliştirmekteydiler. İsimleri Türkçe olup, "özgür adam" anlamına gelir. Temel olan birçok konuda göçerlerin yaşam biçimini benimsemişlerdi.

Kossak toplulukları, iki büyük nehrin, Don ve Dinyeper nehirlerinin aşağı bölümlerinde oluştu. Çoğunluğu, ilk dönemlerde Altın Ordu'dan veya diğer göçer ev sahiplerinden geriye kalan Tatarlardan müteşekkildi fakat aralarında birçok Slav, avcı, balıkçı ve Polonya ve Rusya'nın sınırlarından gelen tüccarlar, köylüler ve hatta yurtlarındaki adalet ya da adaletsizlikten kaçıp gelen aristokratlar bile vardı. Zaman içerisinde Slav öğesi baskın hale geldi ve birçok Kossak Ortodoksluğu kabul etti.

Kossaklar, ilk başlarda göçerlerin yurtlarını andıran, deriden/ posttan yapılmış çadırlarda yaşamaktaydılar. Daha sonra bir stanitsa, köy ve müstahkem alanda gruplar halinde toplanmaya, ahşap veya topraktan evler (kuren) inşa etmeye başladılar ve yaşamları istikrarlı bir hal aldı. Adaları veya kiliseleri, bir saldırıya maruz kaldıklarında sığınabilecekleri kaleler olarak kullandılar. Oldukça savunmasız ve hayatta kalmak için üyelerinin birbirlerine dayanmak zorunda kaldıkları bir çevrede yaşayan topluluklara özgü bir biçimde, ilkel bir demokrasi ve acımasız otoriter bir rejim karışımı bir yönetim şekline sahiptiler.

"Özgür adam" statülerinden gurur duyarlardı ve özgürlüklerini (volya) sonuna kadar savunmaya hazırdılar. Fakat askeri seferlere hazırlanırken ve seferler sırasında liderlerine tam anlamıyla itaat ederlerdi ve disiplinsizlik, çok katı bir biçimde hatta bazen ölümle cezalandırılırdı. Zaman geçtikçe kurumlan daha ayrıntılı bir hal aldı fakat temel birimleri olan ve bir ailenin ya da ordu birliğinin bütün üyelerini bir araya getiren krug veya halka, bozkırda yıllardır devam edegelen şekliyle kaldı. Krug, (Dinyeper'de hetman; Don'da ataman olarak bilinen) liderini seçerek iş başına getirir ve çoğunlukla en önemli meselelerdeki kararlarını oylamak yerine, mümkünse uzlaşmayla alırdı.

Çerkassk'taki Ordu Dairesi, Don Kossaklarının sahip oldukları en yüksek ve mütehakkim idari organdı: Yabancı elçilerle görüşmeleri, anlaşmaları, ittifakları o yapar; savaş ya da barış kararlarını o verirdi. Ayrıca hem ordunun hem de idarenin başı olan ordu atamanını da o seçerdi. Kossaklar, 17. yüzyılın sonlarına kadar, savunmasız bir coğrafyada oldukça yararsız bir uğraşı olan tarımı, özgür bir adama yakışmayan, onun değerini düşüren bir iş olarak gördüler. Böylece diğer göçerler gibi ya başkalarının tarımsal ürünlerine el koymak ya da onları satın almak için ticaretle uğraşmak zorunda kaldılar. Balık, et, deri veya bal sattılar; ayrıca ticaret gemilerine, özellikle Hazar Denizi'ndekilere saldırıp yağmaladılar. Bazen de malları, ürünleri ve köleleri ele geçirmek için kıyı yerleşimlerini yağmalama girişiminde bulundular. Bu seferler oldukça küçük fakat manevra kabiliyeti yüksek botlarla, karanlıktan, sakin veya uygun rüzgar koşullarından yararlanarak kurbanlarını şaşırtan ve alt eden uzman Kossak kürekçileri tarafından gerçekleştirilirdi. Bununla birlikte organize deniz güçlerine, hatta çok iyi savunulan bir ticaret gemisine karşı yapabilecekleri çok fazla bir şey yoktu ve bu durumda alt edilenler genellikle kendileriydi.

Kossakların yaşam biçimi, doğal olarak savunmasız ve ekonomik olarak eksikti. Ekonomik takas için dış dünyaya bağımlıydılar ve volya geleneklerine rağmen korunmak için giderek dış dünyaya ihtiyaç duyar hale geldiler. Böylece Dinyeper Kossakları, Lehistan/Polonya kralıyla bir anlaşma yaptı. Bu anlaşma gereğince, krala sınır birliklerinde hizmet edecekler; o da bu hizmetlerinin karşılığı onlara ayni ya da nakdi olarak ödeyecekti. IV. lvan, Don Kossaklarıyla, Kazan ve Astrahan'a yönelik seferlerinde yardımlarını temin etmek için benzer bir anlaşma yaptı. Bu anlaşma, 1570'te verdiği bir beratla sürekli hale geldi. Buna göre Kossaklar, göçer akıncıları uyarmak ve kovmak için lvan'ın sınır savunma birliklerinde görev yapacaklar, lvan da onların Aşağı Don bölgesindeki topraklar üzerindeki haklarını teyit edecekti. Rus hükümeti, 17. yüzyılın başlarında, pazarlığın kendisiyle ilgili kısmını Kossaklara onların ancak yağma veya takas yoluyla elde edebilecekleri buğday, silah ve cephaneden oluşan düzenli bir ödeme sözü vererek güçlendirdi. Bu, Kossakların Rus imparatorluk ordusuna ve idari sistemine yavaş yavaş entegre oldukları ve özerk kurumlarının çoğunu yitirdikleri uzun bir sürecin başlangıcıydı.

Rusya Tarihi, Geoffrey Hosking

Polonya kralları 16. yüzyıl başlarında Zaporojye Kazaklarını Polonya’nın sınırlarını korumak üzere askeri koloniler biçiminde örgütlemeye başladılar. 16. yüzyıl boyunca ve 17. yüzyılın ilk yarısında siyasal özerkliklerini koruyan Zaporojye Kazakları, Bogdan Hmelnitski’nin önderliğinde 1649’da yarı bağımsız bir devlet kurdular. Ne var ki Polonya’nın baskısı üzerine özerkliklerini koruma karşılığında Rus Çarlığı içişlerinde Polonya egemenliği dönemine oranla daha geniş bir özgürlük elde etmesini sağladı.  

 Hmelnitski ve Ukraynalı Kossakların İsyanı

1640'larda, hala serbest bir statüye sahip olan (kayıt altına girmemiş) Dinyeper Kossakları hakarete uğradıkları ve hizmetleri karşılığında ödüllendirilmedikleri için; genellikle kendilerine topraklar verilen kayıtlı Kossaklar ise tam aristokrat statüleri Polonya kralı tarafından tanınmadığı için memnuniyetsizdiler. Zaporojye ordusunun öfkesi, 1638'de kralın, seçilmiş hetmanı kendisi tarafından atanan Polonyalı bir aristokrat ile değiştirmeye kalkışması üzerine arttı. Memnuniyetsizlikleri, 1646'da Kral Wladislaw Osmanlı İmparatorluğu'na karşı yapılacak bir savaşta kendisine katılmaları durumunda onlara aristokrat beratı yayımlayacağına dair verdiği sözden ve yaptığı anlaşmadan dönünce kaynama noktasına ulaştı.

Böylece belli bir geçmişi olan memnuniyetsizlik, Çigirin yakınlarındaki bir toprağa kayıtlı Bogdan Hmelnitski ve Daniel Czaplinski isminde Polonyalı bir aristokrat arasında mülkiyetle ilgili küçük bir tartışma ile birlikte iyice yükseldi. Hmelnitski, konuyu mahkemeler aracılığıyla krala taşıdı fakat sonuç alamadı. Kendisinin duyduğu rahatsızlığın, genel toplumsal memnuniyetsizliği yansıttığını hisseden Hmelnitski, Seç'e kaçtı ve oradaki Zaporojye ordusunu isyan etmenin tam zamanı olduğuna ikna etti. Kırım Tatarları ile bir anlaşma imzalayan ve bu anlaşma sonucu onlardan 4000 donanımlı süvari temin eden Kossaklar, kuzeybatıya doğru harekete geçtiler, ileri bir Polonya taburunu yendiler ve her gittikleri yerlerde kendilerine başka Kossakların katılımını sağladılar. Onların başarılarından cesaret alan Ruthenya köylüleri, Katolik kiliselerini ve Polonyalı aristokratların malikanelerini yağmaladılar; papazları ve aristokratları ve onların Yahudi kahyalarını öldürdüler. Bu, özellikle Yahudiler için bir felaketti çünkü şehirlerde, kasabalarda ve köylerde binlerce insan yaşamını yitirdi.

Hmelnitski, belki de başlattığı isyanın büyüklüğünün ya da radikal doğasının farkında değildi. Ama kesinlikle serfleri özgür bırakmak gibi bir amacı yoktu. Hatta birliklerine onları kontrol al[1]tına almalarını emretti. Birçok köylü ve kayıtlı olmayan Kossak, onun baskısından dolayı doğuya doğru, halkın (slobody) vergiden muaf olduğu Rusya'nın güney bölgelerine kaçtı. Ukrayna'nın Dinyeper'in doğusunda kalan bölümünün daha sonra slobodskaya Ukrayna olarak çağrılmasının nedeni budur.

Hmelnitski, amaçlan ne olursa olsun kendisine Varşova'ya ka[1]dar gitme fırsatı veren isyanından tam olarak istifade edemedi.

Kralla memnuniyet verici olmaktan uzak birkaç anlaşma imzaladı fakat Polonya ordusundan aksi bir şekilde muamele gördü ve Kossakların Polonya'da istedikleri statüyü tek başlarına asla elde edemeyeceklerine karar verdi. Buna uygun olarak, yardım etmesi ve Ukrayna'yı himayesi altına alması için Rus çarına başvurdu. Bunu yaparak Moskova için birçok yeni fırsatlar sundu. O dönemde Kiev'de bulunan Kudüs Patriği Paysios; Moskova, Kossaklar ve Eflak ve Boğdan eyaletleri arasında bir ittifak oluşturarak, Ortodoks Kilisesi'ni "kafirlerin" yönetiminden kurtarmaya çalışıyordu. Moskova Patriği Nikon, merkezi Moskova olan bir Ortodoks Kilisesi ekümenliği yaratmaya çalıştığı için Paysios'un bu amaçlarını destekledi. Yirmi yıl önce Rus ordusunun Polonya karşısında yaşadığı zorlukları hatırlayan Aleksey, hem bu yüzden hem de isyancıları meşru bir monarşiye karşı cesaretlendirmek istemediği için ilk başta tereddüt gösterdi. Fakat sonra fırsatların risklerden daha yüksek olduğunu düşünerek ikna oldu.

Taraflar arasında imzalanan Pereyaslavl Anlaşması (1654), Rusya ve Ukrayna'nın, kanun, birlik statüsü ve sorumluluklar konusundaki farklılıklarını ortaya çıkardı. Hmelnitski, çarın elçisi Vasili Buturlin'in anlaşmaya varılan hükümlere bağlı kalacaklarına dair kendisi ile birlikte ant içmesini bekledi. Fakat Buturlin bu isteği, çarın kendisini tebaasına bir yeminle bağlamasının mümkün olmadığı gerekçesiyle geri çevirdi. Şaşkınlık içinde kalan Hmelnitski görüşmelerden çekildi. Fakat askeri yardıma o kadar çok ihtiyacı vardı ki daha sonra geri döndü ve Buturlin'in yemini yerine, iyi niyetini kabul etmek zorunda kaldı. Kossaklar, çardan "sonsuz sadakat" istediler; çar ise onlara askeri malzeme yardımı sözü verdi ve onların, hetmanlarını seçmek ve onun düşman olmadığı ülkelerden yabancı elçiler kabul etmek hakkı da dahil birtakım imtiyazlarını kabul etti. Ayrıca Ukrayna aristokratlarının ve yerel yönetimlerinin statüsünü teyit etti. 

Rusya Tarihi, Geoffrey Hosking

Ayrıca Kazak atamanının (hetman), Polonya ve Osmanlılarla görüşmelerde Rus çarının onayını alma koşuluyla, dış ilişkilerde de kendi başına hareket etmesi kabul edildi. Sonuçta Kazaklar bazı askeri yükümlülükler karşılığında özerkliklerini bir ölçüde korudularsa da bu durum kısa sürdü: Güçlü ve merkezi bir devlet yapısına dayanan Rus Çarlığı, adım adım Kazakların özgürlüklerini kısma yoluna gitti.

Kazaklar, Rus egemenliği altında Don Irmağı çevresindeki yurtlarından çıkarak doğuya doğru yayıldılar ve Sibirya'ya ilk yerleşen gruplardan biri oldular. 19. yüzyılın sonuna gelindiğinde Kazak topluluklarının sayısı Don, Kuban, Terek, Orenburg ve Ussuri Kazaklarıyla birlikte 11'e ulaşmıştı. Zaporojye Kazaklarının özerk yönetim yapısı 1775'te ortadan kaldırıldı.

Kazakların ayrıcalıklarından yoksun bırakılması bir dizi ayaklanmaya yol açtı. 17. ve 18. yüzyılların en ünlü asi Kazak önderleri arasında Stenka Razin, Kondrati Bulavin ve Yemelyan Pugaçov sayılabilir. Bu ayaklanmaların bastırılmasından sonra bütün Kazak erkekleri için 20 yıl askerlik yapma zorunluluğu getirildi. Her köyün (stanitsa) kendi meclisini seçmesine izin verilmekle birlikte, atamanın merkezi hükümetçe yapılması biçiminde yeni bir uygulama başlatıldı. Kazakların geleneksel olarak eşitliğe ve komünal toprak sahipliğine dayanan toplumsal yapısı, özellikle memur ve subaylara özel mülk edinme ve mülklerini başkalarına kiralama hakkının verildiği 1869'dan sonra bozuldu.

Rus çarları 19. ve 20. yüzyıllarda devrimci etkinlikleri bastırmak için birçok kez Kazakları kullandılar. 1918-20 arasındaki iç savaş sırasında Kazaklar bölündü. Güney Rusya’daki Kazaklar bu bölgede etkinlik gösteren Beyaz orduların çekirdeğini oluşturdu; savaş sonrasında yaklaşık 30 bin Kazak Beyaz ordularla birlikte Rusya’dan kaçtı. Sovyet yönetiminde Kazak topluluklarının oluşturduğu yönetim birimlerine son verildiyse de II. Dünya Savaşı sırasında Kazak birlikleri yeniden canlandırıldı. Ana Britannica

Kazak Devleti ve Osmanlı İmparatorluğu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder