Umman

 



Umman Tarihinin Ana Özellikleri

El Bu Said hanedanının 1744'ten bu yana süregelen yönetimini iki ana tema özetler:

  1. Deniz Ticaretinden Siyasete: Hanedanlık, gücünün zirvesindeyken (19. yy) Doğu Afrika'da bir imparatorluk kurdu. Ancak bu deniz gücü kaybettiğinde, geriye sadece Umman ve Muskat Sultanlığı kaldı.
  2. Kaboos'un Değişimi: 1970'teki darbe, Umman için mutlak bir kopuşu temsil eder. Sultan Kaboos, ülkeyi Orta Çağ izolasyonundan modern bir devlete taşıyarak, Umman'ı bölgedeki krizlerde (özellikle ABD ve İran arasındaki) güvenilir bir arabulucu konumuna getirdi. Bugünün Umman'ı, büyük ölçüde Kaboos'un yarım asırlık mirası üzerine inşa edilmiştir. 

Umman, Umman Körfezi ile Arap Denizi'nin birleştiği yerde stratejik konuma sahip bir ülkedir. Basra Körfezi'ndeki topraklarında Hürmüz Boğazı'na uzanan Musandam Yarımadası vardır. Tankerler Körfez petrolünün çoğunu bu dar boğazdan geçirmek zorundadırlar. Umman diğer Körfez devletlerinden pek çok bakımdan farklıdır. Geniştir, coğrafi bakımdan çeşitlidir ve çöl prensliklerinde olmayan bir tarım toprağına sahiptir. Diğer Körfez ülkeleri Sünni Müslüman çoğunluğa sahipken, Ummanlıların çoğu İslamiyet'in İbadi mezhebine bağlıdırlar. Umman'ın komşularından bir farkı da, ileri gelen ticari bir devlet olarak 19. yüzyıla dayanan tarihidir.

Halen iktidarda olan El Bu Said ailesi, 1744'te Umman'da bağımsız bir hanedan kurmuştu. 19. yüzyılın ilk yarısında sultan, doğu Afrika kıyısından bugünkü Pakistan'a kadar uzanan bir deniz imparatorluğu yarattı. Umman'ın en değerli denizaşırı varlığı Zengibar'dı ve 1850'lerde sultan ikametgahını oraya taşıdı. Avrupa buharlı gemilerinin gelmesi ve köle ticaretinin yasaklanması üzerine Umman'ın ekonomisi ciddi bir gerileme yaşadı. El Bu Said sultanları İngiltere tarafından zorla Zengibar'dan çıkarılınca ikametgahlarını Maskat'a taşıdılar. Umman hükümdarları 19. yüzyılın sonlarında ülkenin iç kısımlarını kaybettiler ve kıyıda varlıklarını sürdürmek için İngiliz hükümetinden borç aldılar. Umman bağımsızlığını İngiltere'ye kaptırmadıysa da, sultanlar İngiltere temsilcileriyle çeşitli anlaşmalar imzalayarak İngiltere'nin tavsiye ve yardımlarıyla ayakta durdular. 20. yüzyılın ilk altmış yılında Umman, her yerden uzak, yoksul ve içe dönük bir ülkeydi. Sultan Said Teymur'un (1932-1970) uzun hükümdarlığında, İngilizler aşiretlerin elinde olan iç kısımların geri alınmasına yardımcı oldular. Ülkesi birleştikten sonra Sultan Said başkent Maskat'ı terk edip uzaktaki Dofar kıyı bölgesine yerleşti.

Hükümdarlığında tam bir münzevi gibi yaşadı ve ülkesi de kendisi kadar tecrit edilmiş bir duruma düştü. 1964'te petrol ihracatı başladıktan sonra bile Sultan Said ne huylarını ne de muhafazakar politikalarını değiştirmişti. Hükümdarlığının sonuna doğru ülkede sadece üç okul ve 10 kilometre asfalt yol bulunuyordu. 

Sultan 1970'de oğlu Kabus'un liderliğindeki bir saray darbesiyle devrildi ve Kabus yeni sultan oldu. Yeni hükümdarın karşı karşıya kaldığı en önemli iç sorun, Dofar bölgesindeki ayaklanmaydı. İsyan 1964'te Said'in otokratik rejimine karşı bir halk protestosu olarak başlamış, ama 1960'ların sonlarında Marksist gruplar liderliği ele geçirince monarşi ve emperyalizm karşıtı bir görünüm almıştı. Dofar isyanı Arabistan Yarımadası'nın tümünde cumhuriyetçiler adına bir birleşme noktası oldu. Çin ve Sovyetler isyancılara yardım ettiler ve Güney Yemen, sultanın askerlerinden kaçanları kabul etti. Sultan Kabus, cumhuriyetçiliğin yayılmasını önlemek isteyen İran şahı ile Ürdün kralından asker yardımı aldı. Kabus, Dofar halkının sadakatini kazanmak amacıyla bölgedeki projelere büyük parasal yardımlarda bulundu. Uzlaşma politikasıyla isyanın genişlemesini önledi ve İran ve Umman birliklerinin birlikte saldırısı sonunda isyancı güçler yenildi. Sultan 1976'da tekrar idaresini kurdu.

Sultan Kabus İngiltere'de öğrenim görmüştü ve milletini değiştirmeye kararlıydı. Umman'ın petrol geliri Kuveyt'e göre çok az olsa da (1978'de 1.7 milyar dolar) Kabus'un geniş bir altyapı geliştirme programı uygulaması için yeterliydi. Hemen okullar ve yollar yapıldı, başkent Maskat'ın görünümü değişti. Kabus iktidara gelişinin onuncu yılında artık halkın geçim standardını yükseltmiş ve büyük destek sağlamış durumdaydı. Ancak Umman'ın kendi yetişmiş personeli bulunmadığından, modernleştirme programını yürütmek için çok sayıda yabancı işçi ve idareciye ihtiyacı vardı. Kalkınmasının devamı için Kuveyt gibi onun da yabancı uzmanlık ve işgücüne dayanması gerekiyordu. Sultan Kabus sultanlığın bütün geleneksel gücünü elinde tutarak maddi bir değişim programına girişti. 1970'den sonra hükümet sistemi biraz karışık olduysa da, Kabus mutlak bir hükümdar gibi davranmaya devam etti. Umman'ın ne bir anayasası ne de meclisi bulunuyordu; bütün güç sultanın elindeydi. Bakanlıklara El Bu Said ailesinin bireyleri getirilmişti ve sultan da başbakanlığı yürütüyordu. Hızlı toplumsal ve maddi değişim çağında bu mutlakiyetçi sistemin daha ne kadar ayakta kalabileceği tartışma konusudur. Ancak sultan giderek daha fazla kısmı öğrenim gören halkının, Umman'ın siyasal işlerinde rol almalarını kabul etmeye niyetli görünmemektedir.

Modern Ortadoğu Tarihi, William L. Cleveland, Agora Kitaplığı, 2008

Umman Sultanlığı, 21. yüzyılın başından itibaren hem Körfez Bölgesi'nde hem de uluslararası alanda kendine has bir siyasi ve sosyal model oluşturmuştur. Bu model, özellikle selefi olan Sultan Kabus bin Said (Qaboos bin Said) tarafından atılan temeller üzerine kuruludur ve yeni Sultan Haytham bin Tarık (Haitham bin Tariq) tarafından sürdürülmektedir.

 1. Siyasi Durum: Tarafsızlık ve Dengeleme Politikası

Umman, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyesi olmasına rağmen, bölgesel politikalarıyla diğer monarşilerden ayrılır.

A. Dış Politikada Tarafsızlık (The Switzerland of the Middle East)

Umman, 21. yüzyılda devam eden tarafsızlık ve arabuluculuk politikasıyla tanınır.

  • İran ile İlişkiler: Körfez'deki diğer Sünni monarşilerin (özellikle Suudi Arabistan ve BAE) aksine, Umman, İran ile tarihsel olarak iyi ilişkilere sahiptir ve bu ilişkiyi korumuştur. Bu durum, Umman'ı Batı ve İran arasındaki diplomatik görüşmelerde (özellikle JCPOA - Nükleer Anlaşma sürecinde) vazgeçilmez bir arabulucu haline getirmiştir.
  • Körfez Krizi Karşısındaki Konum: 2017'de Suudi Arabistan, BAE ve Bahreyn'in Katar'a uyguladığı ablukaya Umman katılmamış ve tarafsız kalarak abluka altındaki Katar'a lojistik destek sağlamıştır.
  • Yemen İç Savaşı: Umman, Yemen ile uzun bir sınıra sahip olmasına rağmen, Suudi liderliğindeki koalisyona katılmamış; bunun yerine Husiler ve Suudi Arabistan arasındaki barış görüşmelerine aktif olarak ev sahipliği yapmıştır.

B. İç Siyasette Mutlakiyetçi Meşrutiyet

Umman, mutlak monarşi ile modern yönetim unsurlarını birleştiren bir yapıya sahiptir.

  • Sultanlık Sistemi: Siyasi otoritenin tek kaynağı Sultan'dır. Sultan, başbakan, dışişleri bakanı ve savunma bakanı gibi kritik görevleri uhdesinde tutar.
  • Devlet Konseyi (Majlis al-Dawla) ve Şura Konseyi (Majlis al-Shura): Umman'da iki meclisli bir danışma organı bulunur. Şura Konseyi üyeleri halk tarafından seçilir (21. yüzyılın başından itibaren sınırlı oy hakkı ile), ancak kararları bağlayıcı değildir; sadece Sultan'a tavsiyede bulunma yetkisine sahiptir.
  • 2011 Protestoları: Arap Baharı'nın etkisiyle Umman'da da küçük ölçekli protestolar yaşanmış, Sultan Kabus bu protestolara sınırlı siyasi tavizler (Şura Konseyi'nin bazı yetkilerinin artırılması ve yolsuzlukla mücadele) vererek yanıt vermiştir. Bu, rejimin istikrarını koruma başarısı olarak görülür.

 2. Sosyal ve Kültürel Durum

Umman, Körfez bölgesinde benzersiz bir dini ve sosyal yapıya sahiptir.

A. Dini Hoşgörü ve İbadi Mezhebi

  • İbadi Mezhebi: Umman nüfusunun çoğunluğu ne Sünni ne de Şii olan, İslam'ın erken bir kolu olan İbadi mezhebine mensuptur. Bu mezhebin teolojik olarak diğer mezheplere karşı daha hoşgörülü ve uzlaşmacı olduğu düşünülür.
  • Hoşgörü Ortamı: Umman'da Sünniler, Şiiler ve hatta gayrimüslimler (Hindu ve Hristiyan toplulukları) diğer Körfez ülkelerine kıyasla daha rahat bir ortamda yaşar. Bu hoşgörü, Umman'ın dış politikadaki arabuluculuk rolüne de sosyal bir temel sağlar.

B. Ekonomik Zorluklar ve "Ummanlılaştırma"

  1. yüzyılın başlarında dahi Umman, Kuveyt, Katar veya BAE kadar büyük petrol ve gaz rezervlerine sahip değildir.
  • Ekonomik Çeşitlendirme: Sultan Haytham döneminde, ülke ekonomisini petrol ve gaza bağımlılıktan kurtarmak için "Vizyon 2040" gibi kapsamlı ekonomik çeşitlendirme programları hızlandırılmıştır. Turizm, lojistik ve imalat gibi sektörlere yatırım yapılmaktadır.
  • Ummanlılaştırma (Omanization): Genç ve büyüyen nüfusa iş sağlamak için, özel sektörde yabancı işgücü yerine Umman vatandaşlarının istihdam edilmesi zorunludur. Ancak bu politika, yüksek eğitimli gençler arasında işsizlik sorununu tamamen çözebilmiş değildir.

C. Gelenek ve Modernite Dengesi

Umman, hızla modernleşmesine rağmen, geleneksel kültürel mirasını (özellikle geleneksel kıyafetler, mimari ve müzik) korumaya büyük önem verir.

  • Kadınların Rolü: Kadınlar, Körfez bölgesindeki birçok ülkeye göre eğitim ve kamu hayatında daha fazla yer alır (bakanlık, büyükelçilik gibi üst düzey görevler dahil). Ancak, siyasi katılım (Şura Konseyi'ne seçilme) sayısal olarak hala düşüktür.

Özetle: Umman, 21. yüzyılda stratejik tarafsızlık, istikrar ve dini hoşgörü üzerine kurulu bir siyasi model izlemektedir. Bu model, kendisine bölgesel çatışmalardan uzak durma ve uluslararası diplomaside benzersiz bir rol üstlenme olanağı tanımıştır. İçeride ise hükümet, petrol gelirlerinin düşüşüyle mücadele ederken, siyasi istikrarı korumak için ekonomik ve sosyal reformları dengelemeye çalışmaktadır.

1. Küresel Güçler ile İlişkiler

Umman, Washington ve Pekin gibi büyük güçlerle yakın ancak mesafeli ilişkiler kurarak bağımsızlığını korur.

A.  Amerika Birleşik Devletleri

İlişkiler, karşılıklı güvenlik işbirliğine dayanır ancak Umman, ABD'nin bölgesel askeri müdahalelerine nadiren katılır.

  • Askeri Erişim Anlaşmaları: Umman, ABD'ye önemli deniz ve hava üslerine erişim izni vermiştir. Bu, ABD'nin Basra Körfezi'ne yakın stratejik bir konumda bulunmasını sağlar. Özellikle Duqm Limanı ve çevresi, ABD'nin Hint Okyanusu ve Körfez arasındaki askeri lojistik merkezi olarak kritik öneme sahiptir.
  • Terörle Mücadele: Umman, terörle mücadelede ABD ile istihbarat paylaşımında bulunmuş ve işbirliği yapmıştır.
  • Diplomatik Köprü: ABD, İran ve diğer düşman ülkelerle (örneğin Yemen'deki Husiler) temas kurmak istediğinde, Umman'ı tarafsız bir arabuluculuk platformu olarak kullanır.

B.  Çin ve Hindistan

Umman, Batı güvenlik şemsiyesinde kalırken, ekonomik geleceğini Asya'ya bağlamaktadır.

  • Ekonomik Odak: Çin ve Hindistan, Umman'ın enerji ihracatında (özellikle LNG ve ham petrol) ve ekonomik çeşitlendirme projelerinde (Duqm Limanı ve Serbest Bölge) büyük yatırımcıdır.
  • Duqm Yatırımları: Umman'ın Duqm'u Asya'ya açılan bir lojistik merkezi yapma vizyonu, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi (BRI) ile büyük ölçüde örtüşür. Bu, Umman'ın Çin ile güçlü ekonomik bağlar kurmasını sağlar.
  • Jeostratejik Denge: Umman, ABD ile askeri ortaklık yürütürken, ekonomik partnerliğini Çin'e kaydırarak stratejik özerkliğini güçlendirir.

 2. Bölgesel Güçler ile İlişkiler

Umman'ın bölgesel ilişkileri, dengeleme ve arabuluculuk sanatının en hassas uygulandığı alandır.

A.  İran

Umman'ın en benzersiz ve riskli ilişkisidir; ancak aynı zamanda en değerli diplomatik kozudur.

  • Tarihsel Bağlar: Umman, İran ile hem Basra Körfezi'ni hem de Hürmüz Boğazı'nın güvenliğini paylaşan köklü tarihsel ve ticari ilişkilere sahiptir.
  • Arabuluculuk Rolü: Umman, İran'ın bölgedeki diplomatik izolasyonunu hafifleten tek KİK üyesidir. İran ile Batı arasındaki esir değişimleri ve nükleer müzakereler gibi kritik süreçler genellikle Maskat'ta (Muscat) yürütülür.
  • Güvenlik: Umman, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefer güvenliğine dair endişelerini anlamaya çalışarak, olası bir askeri çatışma riskini en aza indirir.

B.  Suudi Arabistan ve  BAE (KİK Üyeleri)

Umman, KİK içindeki en aykırı ve bağımsız üyedir.

  • KİK İçindeki Farklılıklar: Umman, KİK'in Yemen'e müdahale, Katar'a ambargo ve İran'a karşı sert politikalar gibi konularda ortak hareket etme çağrılarına genellikle karşı çıkarak veya çekimser kalarak kendi yolunu çizmiştir.
  • Pragmatizm: 2021'de Sultan Haytham, Suudi Arabistan ve BAE ile ekonomik ve siyasi ilişkileri yeniden canlandırmak için adımlar atmış, ancak bu yeni işbirliği Umman'ın tarafsızlık politikası pahasına olmamıştır.
  • Yemen Sınırı: Umman, Yemen'deki siyasi çözüm arayışlarında tek güvenilir KİK kanalı olarak kalmaya devam etmektedir.

C.  İsrail

Umman, Arap dünyası içinde İsrail ile sessiz diplomatik temasları sürdüren nadir ülkelerden biridir.

Müzakere Kapısı: Umman, Abraham Anlaşmalarına (İsrail-BAE/Bahreyn normalleşmesi) katılmasa da, 2018'de dönemin İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'yu ağırlamıştır. Bu, Umman'ın bölgesel gerilimleri azaltma konusundaki tutumunun bir göstergesidir. Umman, bu temasları Filistin sorununun çözümüne yardımcı olacak bir araç olarak sunmaktadır

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder