Büyük Ortadoğu Projesi

Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), son 20 yılda Ortadoğu uluslararası ilişkiler alanında en çok kullanılan kavramlardan biri oldu.  Kavram, tüm bölge ülkelerinin iç ve dış siyaset tartışmalarında araçsal bir içerik kazandı. BOP farklı komplo teorilerinin esin kaynağı oldu. Yaklaşım, Ortadoğu’ya “batı ilgisi” nin son aşaması olarak da görülebilir. Bu ilgi Ortadoğu coğrafyasını ,  "neo liberal" küresel dünyaya eklemleme olarak da okunabilir.   Bu proje ve onu hayata geçirmeye dönük uygulamalar, Ortadoğu’yu yapboz mantığı ile tasarlamanın olanaksız olduğunu da gösteren  bir süreç oldu. Projenin niyeti, komplo teorisi çeşitlemelerine çok uygundu.  Aşağıda, özellikle ABD’nin amaçları ve ortaya çıkan sonuçlar açısından genel görünümün bir özeti yer almaktadır. B.Berksan

İngilizce literatürde "The Greater Middle East Initiative" (GMEI) veya daha sonraki resmi adıyla "Broader Middle East and North Africa" (BMENA) olarak geçen bu proje, aslında bir "harita çizme" projesinden ziyade, ABD'nin 11 Eylül sonrası güvenlik doktrininin bir parçası olan kapsamlı bir siyasi ve ekonomik dönüştürme stratejisidir.

1. Fikir Babası ve Kökeni (Origins)

BOP, George W. Bush yönetiminin (Neo-conlar olarak bilinen ekip) 11 Eylül 2001 saldırıları sonrası geliştirdiği **"Bush Doktrini"**nin bir ürünüdür.

  • Fikir Babaları: Dönemin ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney, Dışişleri Bakanı Colin Powell ve Ulusal Güvenlik Danışmanı (sonra Dışişleri Bakanı) Condoleezza Rice.
  • Entelektüel Temel: Projenin akademik dayanağı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından Arap akademisyenlere hazırlatılan 2002 ve 2003 Arap İnsani Gelişmişlik Raporlarıdır (Arab Human Development Reports).
    • Raporun tespiti şuydu: Arap dünyasında büyük bir "Özgürlük Açığı" (Freedom Deficit), kadın hakları eksikliği ve bilgiye erişim sorunu var.

Condoleezza Rice: Ulusal Güvenlik Danışmanı (2001-2005) ve Dışişleri Bakanı (2005-2009) olarak projenin entelektüel babası. 2003'te Washington Post'ta yazdığı makalede "transformative diplomacy" (dönüştürücü diplomasi) kavramını kullandı ve Arap İnsan Gelişimi Raporları'nı (UNDP) temel alarak "özgürlük, cinsiyet ve bilgi açığı" teşhisini koydu.

Rice, 2006'da "New Middle East" terimini Lübnan Savaşı sırasında "doğum sancıları" metaforuyla popülerleştirdi, bu da projeyi daha "agresif" kıldı.

Bush Doktrini (The Bush Doctrine) – 2001-2009 Arası ABD Dış Politikasının Temel İlkeleri

Bush Doktrini, George W. Bush’un 11 Eylül 2001 saldırılarının hemen ardından şekillendirdiği ve 2002-2006 arasında resmî konuşmalarla netleşen yeni ABD dış ve güvenlik stratejisidir. Klasik “Realpolitik”ten tamamen koparak, ABD’nin “önleyici savaş”, “rejim değişikliği” ve “demokrasi ihracı” hakkını tek taraflı olarak kullanabileceğini ilan eden radikal bir doktrindir. 

Bush Doktrini’nin 5 Temel İkesi


Projenin Amacı ve Kapsamı

Proje ilk olarak 2004 yılında sızdırılan bir taslak metinle (working paper) dünyaya duyuruldu. Amacı, Fas'tan Pakistan'a kadar uzanan coğrafyayı (Genişletilmiş Ortadoğu) Batı sistemine entegre etmekti.

Üç Ana Ayak :

  1. Siyasi Reform (Political Reform): Demokrasinin teşviki, serbest seçimler, hukukun üstünlüğü ve sivil toplumun güçlendirilmesi.
  2. Ekonomik Reform (Economic Reform): "Ekonomik fırsatların yaratılması." Yani devletçi ekonomilerin özelleştirilmesi, serbest piyasaya açılması ve Batı sermayesine entegrasyonu.
  3. Sosyal/Kültürel Reform (Social/Cultural Reform): Kadın haklarının artırılması ve eğitim sisteminin (özellikle medreselerin) sekülerize edilerek modernleştirilmesi.

Projenin resmi amacı, "ileri özgürlük stratejisi" (forward strategy of freedom) idi: Bölgedeki otoriter rejimleri demokrasiye dönüştürerek radikal İslamcılığı (El Kaide gibi) önlemek. Temel unsurlar:

  • Demokrasi ve Reform: Seçimler, kadın hakları, eğitim ve sivil toplumun güçlendirilmesi. Arap İnsan Gelişimi Raporları (2002-2004) temel alınarak "üç açık" (özgürlük, cinsiyet eşitliği, bilgi) kapatılacaktı.

 

  • Ekonomik Entegrasyon: ABD-Orta Doğu Serbest Ticaret Alanı (US-Middle East Free Trade Area) kurmak, 10 yıl içinde bölgeyi küresel ekonomiye entegre etmek.

 

  • Geniş Vizyon: Bölgeyi "demokrasi çemberi"ne almak; Türkiye ve Pakistan gibi "model ülkeler" örnek gösterildi. Rice'ın sözleriyle: "Değerler ve güvenlik ayrılmaz; özgürlük Soğuk Savaş'ı kazandı, teröre karşı da kazanacak."

 

  • Komplo Algısı: Resmi belgelerde "sınır değiştirme" yoktu, ancak Rice'ın 2006 "New Middle East" konuşması ve Ralph Peters'ın 2006 haritası (Armed Forces Journal), projeyi "bölünme planı" olarak yorumlattı.

Uygulama: 2004 G8 Zirvesi ve "BMENA"

ABD, bu projeyi tek başına değil, G8 ülkeleri (dünyanın en zengin ekonomileri) ile birlikte yapmak istedi.

  • Haziran 2004 Sea Island Zirvesi: ABD, projeyi G8 ortaklarına sundu. Ancak Fransa ve Almanya, projeyi "fazla dayatmacı" bularak itiraz etti. Arap liderler (Mısır ve Suudi Arabistan) de "reform dışarıdan dayatılamaz" diyerek sert tepki gösterdi.








  • Revizyon: ABD geri adım attı. Projenin adı "Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Girişimi" (Broader Middle East and North Africa - BMENA) olarak değiştirildi ve tonu yumuşatıldı.
  • Mekanizma: "Gelecek İçin Forum" (Forum for the Future) adında bir yapı kuruldu. Türkiye ve İtalya (daha sonra Yemen gibi ülkeler) bu forumun eş başkanlığını üstlendi. Amaç, sivil toplum ile hükümetleri bir araya getirip reformu konuşmaktı.

Forum, ABD'nin Ortadoğu'daki reform çabalarını resmileştirmek ve uluslararası meşruiyet sağlamak için oluşturuldu.

  • Kuruluş Tarihi ve Yeri: Haziran 2004, G8 Zirvesi (Sea Island, ABD).
  • Bağlam: G8 ülkeleri, BOP'un ilk taslağındaki "tepeden inme dayatma" diline itiraz edince, ABD projeyi yumuşatarak G8'i ve bölge ülkelerini sürece ortak etmeyi teklif etti.
  • Temel Amaç: G8 ülkeleri ile BMENA ülkeleri arasında "reform için ortaklık" (Partnership for Reform) tesis etmek. Bu, reformun dışarıdan dikte edilmesi yerine, yerel sahiplenme (local ownership) ile yapılacağı mesajını vermeyi amaçladı.

 Yapısı ve Katılımcılar

Forum, sadece hükümetler arası bir platform değildi; dönemin ABD dış politikasının (Bush/Rice) önemsediği sivil toplum aktörlerini de sürece dahil etmeyi hedefliyordu.

  • Bakanlar Düzeyinde Toplantılar: G8 ülkelerinin Dışişleri Bakanları ile BMENA ülkelerinin Dışişleri Bakanları'nın yıllık zirvesi. Bu, siyasi kararların alındığı ana platformdu.
  • Sivil Toplum Katılımı: Forum'un en belirgin özelliği, toplantılara sivil toplum kuruluşları (STK'lar) temsilcilerinin ve iş dünyası liderlerinin de davet edilmesiydi. Amaç, sivil toplumu güçlendirmekti.
  • Çalışma Grupları: Reformun üç ana ayağı (ekonomi, siyaset ve sosyal/eğitim) için özel çalışma grupları kuruldu.

Türkiye'nin Kritik Rolü

Türkiye, hem G8 ile Arap dünyası arasında bir köprü görevi görmesi hem de o dönemde "Ilımlı İslam-Demokrasi" modelini temsil etmesi nedeniyle Forum'da merkezi bir rol üstlendi.

  • Türkiye, Forum'un ilk dönemlerinde eş başkanlık görevini üstlenerek, Batı'nın bölgedeki niyetine güvenilir bir kefil olma işlevini gördü.

 Etkisi ve Sonu

Forum, kuruluş amacının iddialı olmasına rağmen, beklenen siyasi değişimi yaratmakta yetersiz kaldı.

  • Yerel Direnç: Forum, Arap monarşileri ve otoriter rejimler tarafından çoğunlukla boş bir konuşma platformu olarak görüldü. Bu rejimler, sivil toplumun güçlenmesine ve gerçek siyasi reformlara direnmeyi sürdürdü.
  • Güvenilirlik Sorunu: ABD'nin Irak'taki kaotik durumu, BOP'un ve dolayısıyla Forum'un "demokrasi" vaatlerinin güvenilirliğini zedeledi.
  • Sınırlı Etki: Forum, özellikle ekonomik alanda bazı teknik işbirliği projelerini desteklese de, bölgedeki büyük siyasi ve anayasal reformları tetikleyemedi.
  • Sonlanma: 2011'deki Arap Baharı (Forum'un önlemeyi veya kanalize etmeyi amaçladığı büyük toplumsal patlama), Forum'un amacını anlamsız hale getirdi. Forum, 2011 sonrasında yavaş yavaş önemini yitirdi ve rafa kalktı.

Özetle: Gelecek İçin Forum, ABD'nin büyük jeopolitik tasarımını ortaklık ve sivil toplum görünümü altında uyguladığı, ancak bölgedeki statükocu direnç ve askeri müdahalenin getirdiği güvensizlik nedeniyle etkisiz kalan bir diplomatik girişimdi.

 







Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamında kurulan Gelecek İçin Forum'a katılan veya finansal olarak desteklenen Sivil Toplum Kuruluşları (STK), genellikle projenin üç ana hedefine (siyasi, ekonomik, sosyal reform) hizmet eden alanlarda faaliyet gösteriyordu.

Bu STK'ların çoğu, doğrudan Amerikan veya Avrupalı fon kuruluşlarından (USAID, NED, Avrupa Komisyonu fonları) destek aldıkları için, bölge rejimleri (Mısır, Suriye, Suudi Arabistan) tarafından "yabancı ajan" veya "Truva atı" olarak görülüp hedef alınmıştır.

İşte uygulamadan bazı somut örnekler ve hedef profiller:


 Uygulamadan STK Örnekleri ve Profiller

Gelecek İçin Forum'a katılan ve bölgede aktif olan STK'lar, genellikle ulusal reform hareketlerini destekleyen uluslararası veya yerel gruplardı:

1. Uluslararası Bağlantılı Demokrasi ve İnsan Hakları Kuruluşları

Bu kuruluşlar, genellikle ABD'nin siyasi dönüşüm hedefiyle doğrudan bağlantılıydı ve rejimler tarafından en tehlikeli görülenlerdi:

  • Uluslararası Cumhuriyetçi Enstitü (International Republican Institute - IRI): 🏛️ ABD Kongresi tarafından fonlanan ve Cumhuriyetçi Parti'ye yakın olan, demokrasi geliştirme ve siyasi parti eğitimine odaklanan bir kuruluştur.
  • Ulusal Demokratik Enstitü (National Democratic Institute - NDI): 🗳️ Yine ABD Kongresi fonlu olup, Demokrat Parti'ye yakın olan, seçim gözlemciliği ve sivil katılımı artırma faaliyetleri yürüten bir kuruluştur.
  • Yerel İnsan Hakları Merkezleri: Mısır İnsan Hakları Örgütü veya Bahreyn İnsan Hakları Merkezi gibi yerel, bölgesel insan hakları ihlallerini raporlayan ve uluslararası kamuoyuna taşıyan gruplar.

2. Sosyal ve Hukuki Reform Grupları

Bunlar, BOP'un özellikle "sosyal dönüşüm" (kadın hakları ve eğitim) hedefine hizmet eden gruplardı:

  • Kadın Hakları Savunucuları: Bölge ülkelerindeki aile hukuku reformu, kadınların siyasete ve iş gücüne katılım oranlarının artırılması için çalışan yerel kadın dernekleri ve inisiyatifler. (Örneğin, BAE ve Suudi Arabistan'da kadınların araç kullanma veya velayet hakları konularına odaklanan gruplar).
  • Şeffaflık ve Yönetişim Grupları: Yolsuzlukla mücadele, kamu bütçelerinin şeffaflığı ve yönetimde hesap verebilirlik konularına odaklanan yerel şubeler (Örn: Transparency International gibi uluslararası ağların yerel ortakları).

3. Eğitim ve Gençlik Gelişimi Kuruluşları

Bu gruplar, ABD'nin "bilgi açığı"nı kapatma ve gençlerin radikalizmden uzaklaşmasını sağlama hedefine hizmet ediyordu:

  • Özel Eğitim ve Medya Kuruluşları: Özellikle gençler için eleştirel düşünceyi ve modern becerileri geliştiren, hükümet kontrolü dışındaki eğitim programları ve bağımsız medya projeleri.

Rejimlerin Tepkisi: Mısır Örneği

Bu yabancı finansmanlı STK'ların varlığı, otoriter rejimlerin korkusunun en somut göstergesi olmuştur. 

Yüksek Profilli Baskınlar (Mısır): Arap Baharı sonrası Mısır'da, 2011-2012 yıllarında Mübarek sonrası dönemde, ABD merkezli IRI ve NDI dahil olmak üzere çok sayıda yabancı STK'nın ofisine baskın düzenlenmiştir. 

Suçlama: Bu STK'lar, "yasadışı yabancı fon almak" ve "hükümeti devirmeye çalışmak" suçlamasıyla karşı karşıya kalmış, bu da BOP'un yerel hükümetler nezdindeki itibarının ne kadar düşük olduğunu göstermiştir.

Sonuç: Bu baskılar, Gelecek İçin Forum'un asıl hedefi olan sivil toplumun güçlenmesini engellemiş ve bölgedeki reform süreçlerini durma noktasına getirmiştir.



4. Uygulamanın Yansıması ve "Yaratıcı Kaos"

Teoride "demokrasi getirme" projesi olan BOP, pratikte bölgeyi kaosa sürükleyen bir "Müdahalecilik" (Interventionism) serisine dönüştü.

Condoleezza Rice ve "Yaratıcı Kaos" (Creative Chaos)

Dışişleri Bakanı Rice'ın 2005'te Kahire'de ve öncesinde Washington Post'ta yazdığı bir makalede kullandığı ifadeler projenin ruhunu özetler:

"ABD, 60 yıl boyunca Ortadoğu'da demokrasi pahasına istikrarı aradı ve ikisini de elde edemedi. Şimdi artık farklı bir yol izliyoruz." (Rice, 2005, AUC Speech).

Bu yaklaşım, bölgedeki mevcut düzenin (statüko) yıkılmasını, ortaya çıkacak kaosun (Creative Chaos) sonunda yeni ve demokratik bir düzen doğuracağı varsayımına dayanıyordu.

Sahadaki Sonuçlar:

  1. Irak İşgali: BOP'un ilk ve en kanlı laboratuvarı Irak oldu. Saddam devrildi, ancak yerine vaat edilen "model demokrasi" değil, iç savaş ve mezhep çatışması geldi.
  2. Hamas'ın Seçimi Kazanması (2006): ABD, Filistin'de seçim yapılmasını dayattı. Seçimi radikal gördükleri Hamas kazanınca, ABD sonucu tanımadı. Bu olay, BOP'un "demokrasi" samimiyetini Arapların gözünde bitirdi.

Rice’ın, 21 Temmuz 2006 konuşması, Bush Doktrini’nin en kibirli, en ideolojik ve en gerçekçi olmayan anıdır. Rice, Lübnan’da devam eden bombardımanı “yeni bir Orta Doğu’nun doğum sancıları” diye tanımlayarak, ABD’nin bölgeyi zorla yeniden şekillendirme iddiasını bütün çıplaklığıyla ortaya koymuş oldu. Bu tek konuşma, “New Middle East” ifadesini Arap dünyasında kalıcı bir travma ve komplo söylemi haline getirdi.

Konuşmanın Özü ve Ana Mesajları (tam metinden özet)

  1. Mevcut şiddet “kaçınılmaz doğum sancıları”dır
    • 34 gün sürecek savaş (Lübnan’da 1.200+ sivil ölü, İsrail’de 160 ölü) Rice tarafından “yeni bir Orta Doğu’nun doğumu” olarak meşrulaştırıldı.
    • “Eski Orta Doğu” = Suriye-İran destekli Hizbullah, Hamas, statüko rejimleri, terörizm.
    • “Yeni Orta Doğu” = İsrail’le barış içinde yaşayacak, demokratik, ılımlı, Batı yanlısı devletler.
  2. Ateşkes taleplerini reddetti
    • O günlerde BM, AB, Arap Birliği, Türkiye acil ateşkes istiyordu.
    • Rice: “It is time for a new Middle East… It is time to say to those that don’t want a different kind of Middle East that we will prevail… Sustainable cease-fire only after the root causes are addressed.”
      → Yani Hizbullah’ın silahsızlandırılması, Suriye-İran etkisinin kırılması şart.
  3. Hizbullah’ı “kanser” olarak tanımladı
    • “The problem is not the violence in southern Lebanon. The problem is Hezbollah.”
    • Lübnan hükümeti (Siniora) zayıf bırakılmış, Hizbullah ise “devlet içinde devlet” olarak suçlandı.
  4. İsrail’e tam destek
    • “Israel has a right to defend itself… We are committed to a sustainable peace.”

                              (İsrail'in kendini savunma hakkı var... Sürdürülebilir bir barışa bağlıyız.)

    • Aynı hafta ABD, İsrail’e 120 milyon dolarlık acil hassas güdüm kiti (JDAM) sevkiyatı yaptı.
  1. “Yaratıcı kaos” (creative chaos) doktrininin açık ilanı
    • Bush Doktrini’nin “demokrasi için kaos gerekebilir” fikri, Rice’ın ağzından ilk kez bu kadar net ve kibirli şekilde ifade edildi.
    • Arap dünyasında “doğum sancıları” metaforu büyük öfke yarattı (çünkü o sırada Lübnan’da çocuklar ölüyordu).

 

  1. Arap Baharı: BOP, 2008-2009'da Obama döneminde rafa kalkmış gibi görünse de, 2011 Arap Baharı aslında BOP'un öngördüğü "halk ayaklanmaları" tezine uyuyordu. Ancak sonuç yine Batı'nın istediği liberal demokrasi değil, Müslüman Kardeşler'in yükselişi veya iç savaşlar (Suriye, Libya) oldu.

Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) veya resmi adıyla Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Girişimi (BMENA), sadece bir harita değil, bir "Sistem Entegrasyonu" projesiydi.


1. İsrail: "Entegre Edilmiş Güvenli Liman"

BOP'un açıklanmayan (veya satır aralarına gizlenen) en büyük stratejik hedeflerinden biri İsrail'in güvenliğini kalıcı hale getirmekti.

  • Tez (Demokratik Barış Teorisi): Neo-conların (Bush yönetiminin mimarları) tezi şuydu: "Ortadoğu ülkeleri diktatörlükle yönetildiği sürece, bu diktatörler kendi halklarının öfkesini İsrail'e yönelterek iktidarda kalıyorlar. Eğer bu ülkeler demokratikleşir ve serbest piyasaya geçerse, halk refahla ilgilenir ve İsrail düşmanlığı azalır."
  • "Bağdat Yolu Kudüs'ten Geçer": Bu dönemde sıkça kullanılan bir argümandı. Irak'ın (Saddam'ın) devrilmesi ve demokratikleşmesi, İsrail üzerindeki en büyük askeri tehdidi kaldıracak ve diğer Arap ülkelerine örnek olacaktı.
  • Nihai Hedef (Ekonomik Entegrasyon): Proje, İsrail'in bölge ekonomisine entegre edilmesini öngörüyordu. Bugün şahit olduğumuz "Abraham Anlaşmaları" (İsrail ile BAE, Bahreyn, Fas normalleşmesi), aslında BOP'un 20 yıl gecikmeli meyvesidir.

Özet: İsrail, projenin nihai yararlanıcısı (beneficiary) konumundaydı. Amaç, İsrail'i "düşman bir okyanustaki ada" olmaktan çıkarıp, bölgenin ekonomik ve teknolojik merkezi haline getirmekti.


2.  Ilımlı İslam: "Panzehir ve Yeni Partner"

Bu kavram, BOP'un en kritik ve en tartışmalı sosyal mühendislik aracıydı.

  • 11 Eylül Travması: ABD, 11 Eylül'den sonra şu sonuca vardı: "Radikal İslam'ı (El Kaide) sadece silahla yenemeyiz. Ona karşı ideolojik bir alternatif üretmeliyiz."
  • Sisteme Dahil Etme (Engagement): ABD, yıllarca desteklediği laik diktatörlerin (Mısır'da Mübarek, Tunus'ta Bin Ali) artık miadını doldurduğunu düşündü. Bunun yerine, Batı sistemiyle kavga etmeyecek, serbest piyasa ekonomisini benimsemiş, "Müslüman Kardeşler" veya benzeri yapıların (sisteme entegre olmuş İslamcıların) desteklenmesi kararı alındı.
  • Türkiye Modeli: O dönemde (2002-2010 arası), Türkiye ve AK Parti iktidarı, BOP için "Model Ortak" olarak lanse edildi. "Hem Müslüman, hem demokratik, hem de Batı ile müttefik" formülü, tüm Ortadoğu'ya pazarlanmak istenen "Ilımlı İslam"ın vitriniydi.
  • Yeşil Kuşak 2.0: Soğuk Savaş'ta komünizme karşı kullanılan İslam, bu kez Radikal Selefiliğe/Cihatçılığa karşı bir "emniyet sübabı" olarak kullanılmak istendi.

Özet: Ilımlı İslam, projenin yürütücü motoru (engine) olarak tasarlandı. Amaç, radikalizmin gazını alacak, sandıkla gelen ama Batı ile uyumlu İslami rejimler kurmaktı.


3.  Aile Devletleri (Körfez): "Finansör ve İstisna"

Suudi Arabistan, Kuveyt, BAE, Katar gibi Körfez monarşileri, projenin en büyük paradoksu ve aynı zamanda finans kaynağıydı.

  • Demokrasi İkiyüzlülüğü: BOP, kağıt üzerinde "tüm bölgeye demokrasi getirmeyi" hedefliyordu. Ancak ABD'nin petrol ve askeri üs çıkarları nedeniyle, bu "aile şirketleri" (monarşiler) rejim değişikliği hedefinden muaf tutuldu (İstisna).
  • Onlara Biçilen Rol:
    1. Finansörlük: Mısır, Ürdün veya Irak gibi ülkelerin dönüşümü için gereken parayı (petrol dolarlarını) sağlamak.
    2. Kozmetik Reform: Rejimleri yıkılmadan, "kadınlara ehliyet vermek", "eğitim müfredatını yumuşatmak", "seçimsiz şura meclisleri kurmak" gibi vitrin reformlarıyla süreci geçiştirmeleri istendi.
  • Direnç: Suudi Arabistan ve BAE, BOP'un "Ilımlı İslam" (Müslüman Kardeşler) ayağından nefret etti. Çünkü İhvan'ın getireceği sandık devrimini, kendi tahtları için tehdit olarak gördüler.
    • Sonuç: Bu ülkeler, 2013'ten sonra BOP'un İhvan ayağını çökertmek için (Mısır darbesi gibi) karşı-devrimleri finanse ettiler.

Özet: Aile devletleri, projenin kasası (ATM) ve zoraki müttefiki konumundaydı. Ancak onlar, değişimin kendilerine de geleceğini anlayınca projeyi içeriden sabote ettiler.

İsrail, Ilımlı İslam ve Körfez Monarşileri (Aile Devletleri) kesinlikle BOP'un sacayağıydı. Ancak bu projeyi tam anlamıyla "bütüncül bir sistem" olarak okuyabilmek için masada en az 4 kritik başlık daha duruyor.

Bu başlıklar, projenin sadece bir "demokrasi" projesi değil, aynı zamanda küresel bir jeopolitik dizayn girişimi olduğunu kanıtlayan unsurlardır:


1. "Kürt Kartı" ve Sınırların Esnetilmesi

BOP'un sahada yarattığı en somut ve kalıcı jeopolitik sonuç, Kürtlerin statüsünün değişmesidir.

  • Devlet Dışı Müttefik: ABD, BOP kapsamında bölgedeki mevcut ulus-devletlere (Irak, Suriye, İran, Türkiye) güvenmek yerine, bu devletlerin içinde yaşayan Kürtleri "Seküler, Batı yanlısı ve güvenilir saha ortağı" olarak kodladı.
  • İkinci İsrail Tezi: Arap milliyetçiliğine ve radikal İslam'a karşı, İsrail dışında ikinci bir "dost unsur" yaratma stratejisi.
  • Uygulama:
    • Irak (2003): Saddam'ın devrilmesiyle Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) anayasal statü kazandı ve devletleşme yolunda dev bir adım attı.
    • Suriye (2011 sonrası): BOP'un tetiklediği otorite boşluğunda, PYD/YPG güçleri ABD'nin sahadaki "kara gücü" haline gelerek fiili bir özerk bölge kurdu.
  • Anlamı: Proje, Sykes-Picot sınırlarını resmen değiştirmese de, sınırları "geçirgen" hale getirerek fiili yeni haritalar oluşturdu.

2. Enerji Güvenliği ve "Denizlerin Kontrolü"

BOP, sadece rejimlerle değil, petrolün kimin kontrolünde, hangi rotadan ve hangi para birimiyle (Dolar) akacağıyla da ilgiliydi.

  • Çin'i Engelleme: 2000'lerin başında Çin'in enerji açlığı artıyordu. ABD, Ortadoğu'yu kontrol ederek Çin'in enerji vanasını elinde tutmak istedi.
  • Hazar ve Akdeniz Bağlantısı: Hazar havzası ve Ortadoğu kaynaklarının Rusya ve İran bypass edilerek Batı'ya akıtılması.
  • Deniz Yolları (Choke Points): Proje, Süveyş Kanalı, Babü'l Mendep ve Hürmüz Boğazı'nın güvenliğini, yerel "istikrarsız" rejimlerin insafına bırakmayacak kadar sıkı bir askeri denetim (ABD Donanması) altına almayı hedefledi.

3. NATO'nun Küreselleşmesi (İstanbul Zirvesi)

BOP'un askeri kanadı NATO idi. Bu detay sıkça atlanır ama projenin resmiyet kazandığı yer 2004 NATO İstanbul Zirvesi'dir.

  • Alan Dışı Müdahale: Soğuk Savaş'ta "Sovyetlere karşı Avrupa'yı koruyan" NATO, BOP ile birlikte misyonunu "terörle mücadele" olarak güncelledi ve görev sahasını Afganistan'dan Akdeniz'e kadar genişletti.
  • ICI (İstanbul İşbirliği Girişimi): NATO, Körfez ülkeleri (Kuveyt, Bahreyn, Katar, BAE) ile resmi ortaklık kurarak Basra Körfezi'ne yerleşti.
  • Amacı: Bölgenin güvenliğini yerel ordulardan alıp, Batı'nın entegre savunma sistemine bağlamak.

4. Rusya ve İran'ın Çevrelenmesi

BOP'un haritasına bakıldığında, asıl hedefin sadece Arapları demokratikleştirmek değil, Avrasya'nın iki büyük kara gücünü güneyden kuşatmak olduğu görülür.

  • İran: Şii Hilali'nin (İran-Irak-Suriye-Lübnan hattı) kırılması hedeflendi. Suriye iç savaşı bu hattı kırma girişimiydi.

Rusya: Rusya'nın Akdeniz'e (Suriye/Tartus üssü) ve Ortadoğu'ya inmesini engellemek.

Ahmet Karagüzel, Büyük Ortadoğu Projesi'ni (BOP) ABD'nin küresel güç yarışındaki jeopolitik ve stratejik çıkarlarını ortaya koyan ve nihayetinde başarısız olduğu öne sürülen bir politika olarak çözümlemektedir.

Karagüzel'in çözümlemesine göre BOP'un temel dayanakları ve amaçları şunlardır:

1. Projenin Arka Planı ve Hedefleri

Tarihsel Köken: BOP, Soğuk Savaş sonrası dönemde hazırlanan **"Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi"**nin bir alt başlığıdır.

Tetikleyici Unsurlar: Projenin hayata geçirilmesi ve aktifleşmesi, 1998'deki Amerikan büyükelçiliklerine yönelik terör saldırıları ve özellikle 11 Eylül 2001 terör saldırıları sonrasında hızlanmıştır.

Resmi Kapsam ve Amaç: BOP, Kuzey Afrika'dan Hindistan'ın batı sınırlarına kadar uzanan ve çoğunluğu Müslüman olan 35 ülkeyi kapsamaktadır. Projenin görünürdeki amacı, bu bölgenin modernizasyonunu sağlamak ve bölgeyi terör ile radikal unsurlardan arındırmaktır. Hedefler; ekonominin iyileştirilmesi, eğitimin geliştirilmesi, güvenliğin sağlanması, aşırı dinciliğin ve terörizmin engellenmesi ve demokratik seçimlerin gerçekleştirilmesi etrafında şekillenmiştir.

Asıl Stratejik Amaçlar: Görünürdeki amaçların yanında, BOP'un gizli veya temel stratejik amaçları şunlardır:

    ◦ Enerji Kaynaklarının Kontrolü: Bölgedeki petrol ve doğal gaz rezervlerinin kontrol edilmesi, yönetilmesi ve enerji kaynaklarının güvenliğinin sağlanması.

    ◦ İsrail’in Güvenliği: İsrail'in güvenliğini sağlamak.

    ◦ ABD Karşıtı Güçleri Engelleme: ABD karşıtı güçlerin Ortadoğu’da yaşam alanı bulmasının engellenmesi, terörizmin ve radikal örgütlerin engellenmesi.

    ◦ Bölgesel Hakimiyet: ABD'nin ekonomik ve siyasi ilişkileri kendi kontrolü altında tutarak bölgesel hakimiyetini artırması.

2. Uygulama Stratejisi ve Araçları

ABD, BOP'u uygulamak için hem sert güç (hard power) hem de yumuşak güç (soft power) politikalarını kullanmıştır:

Sert Güç (Askeri Müdahaleler): Projenin ilk askeri adımları, Afganistan'a (2001) ve Irak'a (2003) gerçekleştirilen müdahalelerdir. Bu müdahaleler, BOP'un canlanmasına ve ABD'nin bölgedeki varlığını meşrulaştırmaya hizmet etmiştir.

Yumuşak Güç (Demokratikleşme): ABD, bölge ülkelerini Batı ile ilişki kurabilecek, terörizmden uzak, modern bir yapıya kavuşturmak için ılımlı İslamcıları desteklemiştir. Ayrıca, bölgede okuma yazma oranının arttırılması, internet ağlarının kurulması ve kadın hakları gibi çalışmalarla bölge halklarının bilinçlenmesi hedeflenmiştir. Türkiye ise, hem Müslüman olup hem de Batı ile normal ilişkiler kurabilen bir "model aktör" olarak diğer BOP ülkelerine sunulmak istenmiştir.

3. Projenin Başarısızlığı Üzerine Çözümleme

Karagüzel, çalışmasında Büyük Ortadoğu Projesi'nin genel olarak başarısızlıkla sonuçlandığını öne sürmektedir. Başarısızlığın temel nedenleri şunlardır:

Kaos ve Radikalleşme: Irak'taki müdahale sonrası istikrar ve düzen sağlanamamış, aksine bir karmaşa ortamı oluşmuş ve radikal gruplar bölgede kaynak bulmuştur.

İstenmeyen Güçlenmeler: Irak'ta Şii yönetimin oluşması Lübnan ve Körfez ülkelerindeki Şii oluşumlara güç vermiş ve ABD'nin ambargolarla sarmak istediği İran bu gelişmelerden kârlı çıkmıştır.

Demokrasi Çelişkisi: Demokrasi söylemiyle yayılan projede, ABD'nin "terörist" olarak tanımladığı Hizbullah ve Hamas gibi grupların seçimlerde başarı elde etmesi ve Mısır'da demokratik yollarla gelen Mursi hükümetine destek verilmemesi, BOP'un demokrasi ayağını zayıflatmıştır.

Arap Baharı Etkisi: BOP'un getirdiği yenilikçi ve demokratikleştirici yumuşak güç unsurları, bölge halklarının baskıcı rejimlere karşı muhalif hareketlerini hızlandırmış ve bölgeyi Arap Baharı'na sürükleyen etkenlerden biri olmuştur.

Sonuç ve Göreceli Başarı

Yazar, ABD'nin BOP hedeflerine tam olarak ulaşamadığını ve projenin bölgede istikrarsızlığa neden olduğunu belirtse de, göreceli bir başarıya ulaşıldığını da ekler. ABD; enerji geçişlerini ve stratejik bölgeleri kontrol etmede, İsrail'in korunmasını gözetmede ve bölgedeki güç dinamiklerinin başında gelmede halen etkili bir aktör olmaya devam etmektedir.

Yeni Yüzyılda ABD’nin Ortadoğu Politikası, Büyük Ortadoğu Projesi, Ahmet Karagüzel, Türkiye Siyaset Bilimi Dergisi, Cilt 3 Sayı 2 2020

1 yorum:

  1. Günümüzde olan biteni anlamak için Harika bir özet. Teşekkürler.

    YanıtlaSil