Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), son 20 yılda Ortadoğu uluslararası ilişkiler alanında en çok kullanılan kavramlardan biri oldu. Kavram, tüm bölge ülkelerinin iç ve dış siyaset tartışmalarında araçsal bir içerik kazandı. BOP farklı komplo teorilerinin esin kaynağı oldu. Yaklaşım, Ortadoğu’ya “batı ilgisi” nin son aşaması olarak da görülebilir. Bu ilgi Ortadoğu coğrafyasını , "neo liberal" küresel dünyaya eklemleme olarak da okunabilir. Bu proje ve onu hayata geçirmeye dönük uygulamalar, Ortadoğu’yu yapboz mantığı ile tasarlamanın olanaksız olduğunu da gösteren bir süreç oldu. Projenin niyeti, komplo teorisi çeşitlemelerine çok uygundu. Aşağıda, özellikle ABD’nin amaçları ve ortaya çıkan sonuçlar açısından genel görünümün bir özeti yer almaktadır. B.Berksan
İngilizce literatürde "The Greater Middle East
Initiative" (GMEI) veya daha sonraki resmi adıyla "Broader
Middle East and North Africa" (BMENA) olarak geçen bu proje, aslında
bir "harita çizme" projesinden ziyade, ABD'nin 11 Eylül sonrası
güvenlik doktrininin bir parçası olan kapsamlı bir siyasi ve ekonomik
dönüştürme stratejisidir.
1. Fikir Babası ve Kökeni (Origins)
BOP, George W. Bush yönetiminin (Neo-conlar olarak
bilinen ekip) 11 Eylül 2001 saldırıları sonrası geliştirdiği **"Bush
Doktrini"**nin bir ürünüdür.
- Fikir
Babaları: Dönemin ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney, Dışişleri
Bakanı Colin Powell ve Ulusal Güvenlik Danışmanı (sonra Dışişleri
Bakanı) Condoleezza Rice.
- Entelektüel
Temel: Projenin akademik dayanağı, Birleşmiş Milletler Kalkınma
Programı (UNDP) tarafından Arap akademisyenlere hazırlatılan 2002 ve
2003 Arap İnsani Gelişmişlik Raporlarıdır (Arab Human Development
Reports).
- Raporun
tespiti şuydu: Arap dünyasında büyük bir "Özgürlük
Açığı" (Freedom Deficit), kadın hakları eksikliği ve bilgiye
erişim sorunu var.
Condoleezza Rice: Ulusal Güvenlik Danışmanı
(2001-2005) ve Dışişleri Bakanı (2005-2009) olarak projenin entelektüel babası.
2003'te Washington Post'ta yazdığı makalede "transformative
diplomacy" (dönüştürücü diplomasi) kavramını kullandı ve Arap İnsan
Gelişimi Raporları'nı (UNDP) temel alarak "özgürlük, cinsiyet ve bilgi
açığı" teşhisini koydu.
Rice, 2006'da "New Middle East" terimini Lübnan
Savaşı sırasında "doğum sancıları" metaforuyla popülerleştirdi, bu da
projeyi daha "agresif" kıldı.
Bush Doktrini (The Bush Doctrine) – 2001-2009 Arası ABD Dış Politikasının Temel İlkeleri
Bush Doktrini, George W. Bush’un 11 Eylül 2001 saldırılarının hemen ardından şekillendirdiği ve 2002-2006 arasında resmî konuşmalarla netleşen yeni ABD dış ve güvenlik stratejisidir. Klasik “Realpolitik”ten tamamen koparak, ABD’nin “önleyici savaş”, “rejim değişikliği” ve “demokrasi ihracı” hakkını tek taraflı olarak kullanabileceğini ilan eden radikal bir doktrindir.
Bush Doktrini’nin 5 Temel İkesi
Projenin Amacı ve Kapsamı
Proje ilk olarak 2004 yılında sızdırılan bir taslak metinle
(working paper) dünyaya duyuruldu. Amacı, Fas'tan Pakistan'a kadar
uzanan coğrafyayı (Genişletilmiş Ortadoğu) Batı sistemine entegre etmekti.
Üç Ana Ayak :
- Siyasi
Reform (Political Reform): Demokrasinin teşviki, serbest seçimler,
hukukun üstünlüğü ve sivil toplumun güçlendirilmesi.
- Ekonomik
Reform (Economic Reform): "Ekonomik fırsatların
yaratılması." Yani devletçi ekonomilerin özelleştirilmesi, serbest
piyasaya açılması ve Batı sermayesine entegrasyonu.
- Sosyal/Kültürel
Reform (Social/Cultural Reform): Kadın haklarının artırılması ve
eğitim sisteminin (özellikle medreselerin) sekülerize edilerek
modernleştirilmesi.
|
Projenin resmi amacı, "ileri özgürlük
stratejisi" (forward strategy of freedom) idi: Bölgedeki otoriter
rejimleri demokrasiye dönüştürerek radikal İslamcılığı (El Kaide gibi)
önlemek. Temel unsurlar:
|
Uygulama: 2004 G8 Zirvesi ve "BMENA"
ABD, bu projeyi tek başına değil, G8 ülkeleri (dünyanın en
zengin ekonomileri) ile birlikte yapmak istedi.
- Haziran 2004 Sea Island Zirvesi: ABD, projeyi G8 ortaklarına sundu. Ancak Fransa ve Almanya, projeyi "fazla dayatmacı" bularak itiraz etti. Arap liderler (Mısır ve Suudi Arabistan) de "reform dışarıdan dayatılamaz" diyerek sert tepki gösterdi.
- Revizyon:
ABD geri adım attı. Projenin adı "Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey
Afrika Girişimi" (Broader Middle East and North Africa - BMENA)
olarak değiştirildi ve tonu yumuşatıldı.
- Mekanizma: "Gelecek İçin Forum" (Forum for the Future) adında bir yapı kuruldu. Türkiye ve İtalya (daha sonra Yemen gibi ülkeler) bu forumun eş başkanlığını üstlendi. Amaç, sivil toplum ile hükümetleri bir araya getirip reformu konuşmaktı.
|
Forum,
ABD'nin Ortadoğu'daki reform çabalarını resmileştirmek ve uluslararası
meşruiyet sağlamak için oluşturuldu.
Yapısı ve Katılımcılar Forum,
sadece hükümetler arası bir platform değildi; dönemin ABD dış politikasının
(Bush/Rice) önemsediği sivil toplum aktörlerini de sürece dahil etmeyi
hedefliyordu.
Türkiye'nin
Kritik Rolü Türkiye,
hem G8 ile Arap dünyası arasında bir köprü görevi görmesi hem de o dönemde "Ilımlı
İslam-Demokrasi" modelini temsil etmesi nedeniyle Forum'da merkezi
bir rol üstlendi.
Etkisi ve Sonu Forum,
kuruluş amacının iddialı olmasına rağmen, beklenen siyasi değişimi yaratmakta
yetersiz kaldı.
Özetle:
Gelecek İçin Forum, ABD'nin büyük jeopolitik tasarımını ortaklık
ve sivil toplum görünümü altında uyguladığı, ancak bölgedeki statükocu
direnç ve askeri müdahalenin getirdiği güvensizlik nedeniyle
etkisiz kalan bir diplomatik girişimdi. |
|
Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamında kurulan Gelecek
İçin Forum'a katılan veya finansal olarak desteklenen Sivil Toplum
Kuruluşları (STK), genellikle projenin üç ana hedefine (siyasi, ekonomik,
sosyal reform) hizmet eden alanlarda faaliyet gösteriyordu. Bu STK'ların çoğu, doğrudan Amerikan veya Avrupalı fon
kuruluşlarından (USAID, NED, Avrupa Komisyonu fonları) destek aldıkları için,
bölge rejimleri (Mısır, Suriye, Suudi Arabistan) tarafından "yabancı
ajan" veya "Truva atı" olarak görülüp hedef
alınmıştır. İşte uygulamadan bazı somut örnekler ve hedef profiller: Uygulamadan STK
Örnekleri ve Profiller Gelecek İçin Forum'a katılan ve bölgede aktif olan
STK'lar, genellikle ulusal reform hareketlerini destekleyen uluslararası veya
yerel gruplardı: 1. Uluslararası Bağlantılı Demokrasi ve İnsan Hakları
Kuruluşları Bu kuruluşlar, genellikle ABD'nin siyasi dönüşüm hedefiyle
doğrudan bağlantılıydı ve rejimler tarafından en tehlikeli görülenlerdi:
2. Sosyal ve Hukuki Reform Grupları Bunlar, BOP'un özellikle "sosyal dönüşüm"
(kadın hakları ve eğitim) hedefine hizmet eden gruplardı:
3. Eğitim ve Gençlik Gelişimi Kuruluşları Bu gruplar, ABD'nin "bilgi açığı"nı kapatma ve
gençlerin radikalizmden uzaklaşmasını sağlama hedefine hizmet ediyordu:
Rejimlerin Tepkisi: Mısır Örneği Bu yabancı finansmanlı STK'ların varlığı, otoriter rejimlerin korkusunun en somut göstergesi olmuştur. Yüksek Profilli Baskınlar (Mısır): Arap Baharı sonrası Mısır'da, 2011-2012 yıllarında Mübarek sonrası dönemde, ABD merkezli IRI ve NDI dahil olmak üzere çok sayıda yabancı STK'nın ofisine baskın düzenlenmiştir. Suçlama: Bu STK'lar, "yasadışı yabancı fon almak" ve "hükümeti devirmeye çalışmak" suçlamasıyla karşı karşıya kalmış, bu da BOP'un yerel hükümetler nezdindeki itibarının ne kadar düşük olduğunu göstermiştir. Sonuç: Bu baskılar, Gelecek İçin Forum'un asıl hedefi olan sivil toplumun güçlenmesini engellemiş ve bölgedeki reform süreçlerini durma noktasına getirmiştir. |
4. Uygulamanın Yansıması ve "Yaratıcı Kaos"
Teoride "demokrasi getirme" projesi olan BOP,
pratikte bölgeyi kaosa sürükleyen bir "Müdahalecilik"
(Interventionism) serisine dönüştü.
Condoleezza Rice ve "Yaratıcı Kaos" (Creative
Chaos)
Dışişleri Bakanı Rice'ın 2005'te Kahire'de ve öncesinde
Washington Post'ta yazdığı bir makalede kullandığı ifadeler projenin ruhunu
özetler:
"ABD, 60 yıl boyunca Ortadoğu'da demokrasi pahasına
istikrarı aradı ve ikisini de elde edemedi. Şimdi artık farklı bir yol
izliyoruz." (Rice, 2005, AUC Speech).
Bu yaklaşım, bölgedeki mevcut düzenin (statüko) yıkılmasını,
ortaya çıkacak kaosun (Creative Chaos) sonunda yeni ve demokratik bir düzen
doğuracağı varsayımına dayanıyordu.
Sahadaki Sonuçlar:
- Irak
İşgali: BOP'un ilk ve en kanlı laboratuvarı Irak oldu. Saddam
devrildi, ancak yerine vaat edilen "model demokrasi" değil, iç
savaş ve mezhep çatışması geldi.
- Hamas'ın
Seçimi Kazanması (2006): ABD, Filistin'de seçim yapılmasını dayattı.
Seçimi radikal gördükleri Hamas kazanınca, ABD sonucu tanımadı. Bu olay,
BOP'un "demokrasi" samimiyetini Arapların gözünde bitirdi.
|
Rice’ın, 21 Temmuz 2006 konuşması, Bush
Doktrini’nin en kibirli, en ideolojik ve en gerçekçi olmayan anıdır. Rice,
Lübnan’da devam eden bombardımanı “yeni bir Orta Doğu’nun doğum sancıları”
diye tanımlayarak, ABD’nin bölgeyi zorla yeniden şekillendirme iddiasını
bütün çıplaklığıyla ortaya koymuş oldu. Bu tek konuşma, “New Middle East”
ifadesini Arap dünyasında kalıcı bir travma ve komplo söylemi haline getirdi. Konuşmanın Özü ve Ana Mesajları (tam metinden özet)
(İsrail'in
kendini savunma hakkı var... Sürdürülebilir bir barışa bağlıyız.)
|
- Arap
Baharı: BOP, 2008-2009'da Obama döneminde rafa kalkmış gibi görünse
de, 2011 Arap Baharı aslında BOP'un öngördüğü "halk
ayaklanmaları" tezine uyuyordu. Ancak sonuç yine Batı'nın istediği
liberal demokrasi değil, Müslüman Kardeşler'in yükselişi veya iç savaşlar
(Suriye, Libya) oldu.
Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) veya resmi adıyla Genişletilmiş
Ortadoğu ve Kuzey Afrika Girişimi (BMENA), sadece bir harita değil, bir "Sistem
Entegrasyonu" projesiydi.
1. İsrail: "Entegre Edilmiş Güvenli Liman"
BOP'un açıklanmayan (veya satır aralarına gizlenen) en büyük
stratejik hedeflerinden biri İsrail'in güvenliğini kalıcı hale getirmekti.
- Tez
(Demokratik Barış Teorisi): Neo-conların (Bush yönetiminin mimarları)
tezi şuydu: "Ortadoğu ülkeleri diktatörlükle yönetildiği sürece,
bu diktatörler kendi halklarının öfkesini İsrail'e yönelterek iktidarda
kalıyorlar. Eğer bu ülkeler demokratikleşir ve serbest piyasaya geçerse,
halk refahla ilgilenir ve İsrail düşmanlığı azalır."
- "Bağdat
Yolu Kudüs'ten Geçer": Bu dönemde sıkça kullanılan bir argümandı.
Irak'ın (Saddam'ın) devrilmesi ve demokratikleşmesi, İsrail üzerindeki en
büyük askeri tehdidi kaldıracak ve diğer Arap ülkelerine örnek olacaktı.
- Nihai
Hedef (Ekonomik Entegrasyon): Proje, İsrail'in bölge ekonomisine
entegre edilmesini öngörüyordu. Bugün şahit olduğumuz "Abraham
Anlaşmaları" (İsrail ile BAE, Bahreyn, Fas normalleşmesi),
aslında BOP'un 20 yıl gecikmeli meyvesidir.
Özet: İsrail, projenin nihai yararlanıcısı
(beneficiary) konumundaydı. Amaç, İsrail'i "düşman bir okyanustaki
ada" olmaktan çıkarıp, bölgenin ekonomik ve teknolojik merkezi haline
getirmekti.
2. Ilımlı İslam:
"Panzehir ve Yeni Partner"
Bu kavram, BOP'un en kritik ve en tartışmalı sosyal
mühendislik aracıydı.
- 11
Eylül Travması: ABD, 11 Eylül'den sonra şu sonuca vardı: "Radikal
İslam'ı (El Kaide) sadece silahla yenemeyiz. Ona karşı ideolojik bir
alternatif üretmeliyiz."
- Sisteme
Dahil Etme (Engagement): ABD, yıllarca desteklediği laik diktatörlerin
(Mısır'da Mübarek, Tunus'ta Bin Ali) artık miadını doldurduğunu düşündü.
Bunun yerine, Batı sistemiyle kavga etmeyecek, serbest piyasa ekonomisini
benimsemiş, "Müslüman Kardeşler" veya benzeri yapıların
(sisteme entegre olmuş İslamcıların) desteklenmesi kararı alındı.
- Türkiye
Modeli: O dönemde (2002-2010 arası), Türkiye ve AK Parti iktidarı, BOP
için "Model Ortak" olarak lanse edildi. "Hem
Müslüman, hem demokratik, hem de Batı ile müttefik" formülü, tüm
Ortadoğu'ya pazarlanmak istenen "Ilımlı İslam"ın vitriniydi.
- Yeşil
Kuşak 2.0: Soğuk Savaş'ta komünizme karşı kullanılan İslam, bu kez
Radikal Selefiliğe/Cihatçılığa karşı bir "emniyet sübabı"
olarak kullanılmak istendi.
Özet: Ilımlı İslam, projenin yürütücü motoru
(engine) olarak tasarlandı. Amaç, radikalizmin gazını alacak, sandıkla gelen
ama Batı ile uyumlu İslami rejimler kurmaktı.
3. Aile Devletleri
(Körfez): "Finansör ve İstisna"
Suudi Arabistan, Kuveyt, BAE, Katar gibi Körfez monarşileri,
projenin en büyük paradoksu ve aynı zamanda finans kaynağıydı.
- Demokrasi
İkiyüzlülüğü: BOP, kağıt üzerinde "tüm bölgeye demokrasi
getirmeyi" hedefliyordu. Ancak ABD'nin petrol ve askeri üs çıkarları
nedeniyle, bu "aile şirketleri" (monarşiler) rejim değişikliği
hedefinden muaf tutuldu (İstisna).
- Onlara
Biçilen Rol:
- Finansörlük:
Mısır, Ürdün veya Irak gibi ülkelerin dönüşümü için gereken parayı
(petrol dolarlarını) sağlamak.
- Kozmetik
Reform: Rejimleri yıkılmadan, "kadınlara ehliyet vermek",
"eğitim müfredatını yumuşatmak", "seçimsiz şura meclisleri
kurmak" gibi vitrin reformlarıyla süreci geçiştirmeleri istendi.
- Direnç:
Suudi Arabistan ve BAE, BOP'un "Ilımlı İslam" (Müslüman
Kardeşler) ayağından nefret etti. Çünkü İhvan'ın getireceği sandık
devrimini, kendi tahtları için tehdit olarak gördüler.
- Sonuç:
Bu ülkeler, 2013'ten sonra BOP'un İhvan ayağını çökertmek için (Mısır
darbesi gibi) karşı-devrimleri finanse ettiler.
Özet: Aile devletleri, projenin kasası (ATM)
ve zoraki müttefiki konumundaydı. Ancak onlar, değişimin kendilerine de
geleceğini anlayınca projeyi içeriden sabote ettiler.
İsrail, Ilımlı İslam ve Körfez Monarşileri (Aile Devletleri)
kesinlikle BOP'un sacayağıydı. Ancak bu projeyi tam anlamıyla
"bütüncül bir sistem" olarak okuyabilmek için masada en az 4
kritik başlık daha duruyor.
Bu başlıklar, projenin sadece bir "demokrasi"
projesi değil, aynı zamanda küresel bir jeopolitik dizayn girişimi
olduğunu kanıtlayan unsurlardır:
1. "Kürt Kartı" ve Sınırların Esnetilmesi
BOP'un sahada yarattığı en somut ve kalıcı jeopolitik sonuç,
Kürtlerin statüsünün değişmesidir.
- Devlet
Dışı Müttefik: ABD, BOP kapsamında bölgedeki mevcut ulus-devletlere
(Irak, Suriye, İran, Türkiye) güvenmek yerine, bu devletlerin içinde
yaşayan Kürtleri "Seküler, Batı yanlısı ve güvenilir saha
ortağı" olarak kodladı.
- İkinci
İsrail Tezi: Arap milliyetçiliğine ve radikal İslam'a karşı, İsrail
dışında ikinci bir "dost unsur" yaratma stratejisi.
- Uygulama:
- Irak
(2003): Saddam'ın devrilmesiyle Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY)
anayasal statü kazandı ve devletleşme yolunda dev bir adım attı.
- Suriye
(2011 sonrası): BOP'un tetiklediği otorite boşluğunda, PYD/YPG
güçleri ABD'nin sahadaki "kara gücü" haline gelerek fiili bir
özerk bölge kurdu.
- Anlamı:
Proje, Sykes-Picot sınırlarını resmen değiştirmese de, sınırları "geçirgen"
hale getirerek fiili yeni haritalar oluşturdu.
2. Enerji Güvenliği ve "Denizlerin Kontrolü"
BOP, sadece rejimlerle değil, petrolün kimin kontrolünde,
hangi rotadan ve hangi para birimiyle (Dolar) akacağıyla da ilgiliydi.
- Çin'i
Engelleme: 2000'lerin başında Çin'in enerji açlığı artıyordu. ABD,
Ortadoğu'yu kontrol ederek Çin'in enerji vanasını elinde tutmak istedi.
- Hazar
ve Akdeniz Bağlantısı: Hazar havzası ve Ortadoğu kaynaklarının Rusya
ve İran bypass edilerek Batı'ya akıtılması.
- Deniz
Yolları (Choke Points): Proje, Süveyş Kanalı, Babü'l Mendep ve Hürmüz
Boğazı'nın güvenliğini, yerel "istikrarsız" rejimlerin insafına
bırakmayacak kadar sıkı bir askeri denetim (ABD Donanması) altına almayı
hedefledi.
3. NATO'nun Küreselleşmesi (İstanbul Zirvesi)
BOP'un askeri kanadı NATO idi. Bu detay sıkça atlanır
ama projenin resmiyet kazandığı yer 2004 NATO İstanbul Zirvesi'dir.
- Alan
Dışı Müdahale: Soğuk Savaş'ta "Sovyetlere karşı Avrupa'yı
koruyan" NATO, BOP ile birlikte misyonunu "terörle
mücadele" olarak güncelledi ve görev sahasını Afganistan'dan
Akdeniz'e kadar genişletti.
- ICI
(İstanbul İşbirliği Girişimi): NATO, Körfez ülkeleri (Kuveyt, Bahreyn,
Katar, BAE) ile resmi ortaklık kurarak Basra Körfezi'ne yerleşti.
- Amacı: Bölgenin güvenliğini yerel ordulardan alıp, Batı'nın entegre savunma sistemine bağlamak.
4. Rusya ve İran'ın Çevrelenmesi
BOP'un haritasına bakıldığında, asıl hedefin sadece Arapları
demokratikleştirmek değil, Avrasya'nın iki büyük kara gücünü güneyden
kuşatmak olduğu görülür.
- İran:
Şii Hilali'nin (İran-Irak-Suriye-Lübnan hattı) kırılması hedeflendi.
Suriye iç savaşı bu hattı kırma girişimiydi.
Rusya: Rusya'nın Akdeniz'e (Suriye/Tartus üssü) ve Ortadoğu'ya inmesini engellemek.
|
Ahmet Karagüzel, Büyük Ortadoğu Projesi'ni (BOP) ABD'nin
küresel güç yarışındaki jeopolitik ve stratejik çıkarlarını ortaya
koyan ve nihayetinde başarısız olduğu öne sürülen bir politika olarak
çözümlemektedir. Karagüzel'in çözümlemesine göre BOP'un temel dayanakları
ve amaçları şunlardır: 1. Projenin Arka Planı ve Hedefleri • Tarihsel Köken: BOP, Soğuk Savaş sonrası dönemde
hazırlanan **"Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi"**nin bir alt
başlığıdır. • Tetikleyici Unsurlar: Projenin hayata geçirilmesi
ve aktifleşmesi, 1998'deki Amerikan büyükelçiliklerine yönelik terör
saldırıları ve özellikle 11 Eylül 2001 terör saldırıları sonrasında
hızlanmıştır. • Resmi Kapsam ve Amaç: BOP, Kuzey Afrika'dan
Hindistan'ın batı sınırlarına kadar uzanan ve çoğunluğu Müslüman olan 35
ülkeyi kapsamaktadır. Projenin görünürdeki amacı, bu bölgenin modernizasyonunu
sağlamak ve bölgeyi terör ile radikal unsurlardan arındırmaktır. Hedefler;
ekonominin iyileştirilmesi, eğitimin geliştirilmesi, güvenliğin sağlanması,
aşırı dinciliğin ve terörizmin engellenmesi ve demokratik seçimlerin
gerçekleştirilmesi etrafında şekillenmiştir. • Asıl Stratejik Amaçlar: Görünürdeki amaçların
yanında, BOP'un gizli veya temel stratejik amaçları şunlardır: ◦ Enerji Kaynaklarının
Kontrolü: Bölgedeki petrol ve doğal gaz rezervlerinin kontrol edilmesi,
yönetilmesi ve enerji kaynaklarının güvenliğinin sağlanması. ◦ İsrail’in Güvenliği:
İsrail'in güvenliğini sağlamak. ◦ ABD Karşıtı Güçleri
Engelleme: ABD karşıtı güçlerin Ortadoğu’da yaşam alanı bulmasının
engellenmesi, terörizmin ve radikal örgütlerin engellenmesi. ◦ Bölgesel Hakimiyet:
ABD'nin ekonomik ve siyasi ilişkileri kendi kontrolü altında tutarak bölgesel
hakimiyetini artırması. 2. Uygulama Stratejisi ve Araçları ABD, BOP'u uygulamak için hem sert güç (hard power)
hem de yumuşak güç (soft power) politikalarını kullanmıştır: • Sert Güç (Askeri Müdahaleler): Projenin ilk
askeri adımları, Afganistan'a (2001) ve Irak'a (2003)
gerçekleştirilen müdahalelerdir. Bu müdahaleler, BOP'un canlanmasına ve
ABD'nin bölgedeki varlığını meşrulaştırmaya hizmet etmiştir. • Yumuşak Güç (Demokratikleşme): ABD, bölge
ülkelerini Batı ile ilişki kurabilecek, terörizmden uzak, modern bir yapıya
kavuşturmak için ılımlı İslamcıları desteklemiştir. Ayrıca, bölgede
okuma yazma oranının arttırılması, internet ağlarının kurulması ve kadın
hakları gibi çalışmalarla bölge halklarının bilinçlenmesi hedeflenmiştir.
Türkiye ise, hem Müslüman olup hem de Batı ile normal ilişkiler kurabilen bir
"model aktör" olarak diğer BOP ülkelerine sunulmak
istenmiştir. 3. Projenin Başarısızlığı Üzerine Çözümleme Karagüzel, çalışmasında Büyük Ortadoğu Projesi'nin genel
olarak başarısızlıkla sonuçlandığını öne sürmektedir. Başarısızlığın
temel nedenleri şunlardır: • Kaos ve Radikalleşme: Irak'taki müdahale sonrası
istikrar ve düzen sağlanamamış, aksine bir karmaşa ortamı oluşmuş ve radikal
gruplar bölgede kaynak bulmuştur. • İstenmeyen Güçlenmeler: Irak'ta Şii yönetimin
oluşması Lübnan ve Körfez ülkelerindeki Şii oluşumlara güç vermiş ve ABD'nin
ambargolarla sarmak istediği İran bu gelişmelerden kârlı çıkmıştır. • Demokrasi Çelişkisi: Demokrasi söylemiyle yayılan
projede, ABD'nin "terörist" olarak tanımladığı Hizbullah ve Hamas
gibi grupların seçimlerde başarı elde etmesi ve Mısır'da demokratik yollarla
gelen Mursi hükümetine destek verilmemesi, BOP'un demokrasi ayağını zayıflatmıştır. • Arap Baharı Etkisi: BOP'un getirdiği yenilikçi ve
demokratikleştirici yumuşak güç unsurları, bölge halklarının baskıcı
rejimlere karşı muhalif hareketlerini hızlandırmış ve bölgeyi Arap
Baharı'na sürükleyen etkenlerden biri olmuştur. Sonuç ve Göreceli Başarı Yazar, ABD'nin BOP hedeflerine tam olarak ulaşamadığını ve
projenin bölgede istikrarsızlığa neden olduğunu belirtse de, göreceli bir
başarıya ulaşıldığını da ekler. ABD; enerji geçişlerini ve stratejik
bölgeleri kontrol etmede, İsrail'in korunmasını gözetmede ve bölgedeki güç
dinamiklerinin başında gelmede halen etkili bir aktör olmaya devam etmektedir. Yeni Yüzyılda ABD’nin Ortadoğu Politikası, Büyük Ortadoğu
Projesi, Ahmet Karagüzel, Türkiye Siyaset Bilimi Dergisi, Cilt 3 Sayı 2 2020 |




Günümüzde olan biteni anlamak için Harika bir özet. Teşekkürler.
YanıtlaSil